sueda

"İnsanlık Dini"
Comte toplumda bütünleşmenin sağlanması için bireylerin üstünde bir otoritenin varlığını zorunlu gördüğünden din kurma teşebbüsünde bulunur. Pozitif Siyaset Sistemi kitabında "İnsanlık Dini"ni öne sürer ve hemen akabinde Pozitivist İlmihal'i yazar (1852). "İnsanlık Dini" erkek aklının kadının duygusuna tâbi olması ve kalbin düşüncenin gücünü uygulamaya sokması anlayışına dayanır. Bu yüzden Büyük Varlık olarak isimlendirilen İnsanlık aynı zamanda bir tanrıça olarak kabul edilir. Bu varlığın yeryüzündeki temsilcileri olan kadınlar (anneler, eşler, kızlar) "koruyucu melekler"dir ve evlerdeki hususi ibadetler onlara yapılır. Bu ibadet sabah, öğlen ve akşam olmak üzere üç kez yapılan duadır. Sabah duası evin mihrabında saygı duruşu şeklinde, akşam duası yatakta yapılır, öğle duası ise kişiye bırakılır. Toplu ibadetler seçkin mezarlıkların ortasında inşa edilecek mabetlerde yapılacak ve dünyadaki bütün mabetlerin kıble yönü Paris olacaktır. Comte bu düşünceyi İslâmiyetten aldığını açıkça belirtir.
Sayfa 45·Kitabı okudu
1000k
Reklam
Pozitivizmin kendisini konumlandırdığı din açısından baktığımızda, bugün modern bilimle uzlaşma adına reddedilen dinî açıklamaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiği ortaya çıkar. Sürekli değişen bilimsel bulgularla insanlığın binlerce yıllık geleneklerine dayanan bilgileri reddetmek konusunda acele edildiği açıktır. Modern bilimin imkânlarının hâlâ sınırlı olduğu göz önüne alınarak onun tespit edemediği veya açıklayamadığı ruh ve benzeri metafizik konuların kolaylıkla reddedilmemesi gerekir.
Sayfa 43·Kitabı okudu
1000k
Pozitivizm katı bir nedensellik içinde gerçekleşen tabiat yasalarıyla ilgili bilgiyi mutlak doğru bilgi olarak kabul eder. Bugün hâlâ Türkiye'de pozitif bilim dendiğinde tabiat bilimleri anlaşılsa da gerçekte pozitivizm (sosyal bilimler de dâhil olmak üzere) bilimin mutlaklığına ilişkin bir felsefi görüş ve ideolojidir. Comte'un pozitivizmi bilimi ön plana çıkararak dolaylı bir şekilde dinî bilgiyi reddetmedi, açıkça hedef aldı. Pozitivist dünya görüşünde bireyin ve toplumun hayatında yegâne rehber olarak bilim kabul edildi, "bilimsel gerçekler"e aykırı düşen düşünceler reddedildi.
Sayfa 42·Kitabı okudu
1000k
On dokuzuncu yüzyılda sosyal bilimler tamamen değer yüklüdür: Batılı olmayan, modern bilime uymayan, dini olan her şey olumsuzdur ve terk edilmesi gerekir. Bu yüzyılda antropologların Afrika, Avustralya, Polonya, Melanezya, Java adaları gibi yerlerde yaşayan kabileleri "ilkel" olarak nitelendirmeleri sadece geçmişten tevarüs eden pagan ya da vahşi anlayışına dayanmaz, modern sosyal bilimin değer yüklü yaklaşımı bu kavramın ortaya çıkışında çok daha etkindir.
Sayfa 27·Kitabı okudu
1000k

sueda

, bir kitap okudu
Puan vermedi·800 syf.·
Beğendi
·
86 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 00:00
·
2026 1. kitabı
M. Cüneyt Kaya
9.3/10 · 116 okunma
Reklam