On dokuzuncu yüzyılda sosyal bilimler tamamen değer yüklüdür: Batılı olmayan, modern bilime uymayan, dini olan her şey olumsuzdur ve terk edilmesi gerekir. Bu yüzyılda antropologların Afrika, Avustralya, Polonya, Melanezya, Java adaları gibi yerlerde yaşayan kabileleri "ilkel" olarak nitelendirmeleri sadece geçmişten tevarüs eden pagan ya da vahşi anlayışına dayanmaz, modern sosyal bilimin değer yüklü yaklaşımı bu kavramın ortaya çıkışında çok daha etkindir.