Bu fani alemde ruh birtakım örtülerle kaplı, arazlarla sarılmış ve yeryüzüne ait doğal içgüdülerle kuşanmıştır. Bütün bunlar ruhun pek çok niteliğini gizler ve ruhu köstekler ve ayakbağı olurlar. Ancak bu düşüncenin gerçekleşmesini, ruhun oraya uygun ve elverişli bir duruma gelip hazır olduğunda ve kendisine sevilecek nesne ya da kişideki ortak özelliklerle kendisinin gizli yanlarının orta ya çıkmasından, kendisine uyan ve benzeyen yönlerin tanıtımasından sonra umut edebiliriz. İşte o zaman, hiç engelsiz gerçek birliktelik sağlanmış olacaktır.
Ama ilk anda meydana gelen, bütünüyle fiziksel hayranlık ve görünenin ötesine geçemeyen dış güzelliğe kapılma gibi bazı nedenlere gelince, bunların tümü, tam anlamıyla cinsel arzunun saklı sırrıdır. Ama cinsel arzunun ötesinde bir arzu olursa ve bu arzu o sınırı aşarsa, bu öteye geçme işinde ruhun ve doğal içgüdülerin de katıldığı manevi birleşme meydana gelirse, o zaman buna aşk denir.
Samimi dostluk bir anda doğmaz, aşk ateşi her istediğin zaman gönülde yanmaz.
O yavaş yavaş gelişir: uzun bir sıkı içtenlik sonucu doğar, böylece sağlam temeller üzerine oturur.
Ne batmaya mahkum, ne de eksilmeye! Onun sağlamlığı ve büyüyüp gelişmesi hiçbir şeyle durdurulamaz.
Sade bir bakış üzerine aşık olduğunu iddia eden herhangi birini işittiğim zaman, ona kolay kolay inanamıyorum. Aşkı bedensel arzularla karıştırdığını sanıyorum. Bu aşkın, gönlünün en gizli köşelerini ele geçirdiğini ve oraya iyiden iyiye yerleştiğini söylese, işte bunu kabul edemem. Bence, hiçbir sevgi insanın iliklerine kadar işlemez. Ancak uzun zaman ilişkiler sürerse, sevdiğin varlıkla sık sık düşüp kalkarsan, yaşamın sevinçli ve üzüntülü yanlarını birlikte paylaşırsan, o başka...
Marks'ın, döneminin antropolojik bilgilerine dayanarak öne sürdüğü ateist ilkel insan düşüncesi daha sonraki antropologlar tarafından reddedilmiş, hatta daha önce görmüş olduğumuz üzere tek tanrı inancına dair teoriler bile geliştirilmiştir. Antropologlar en ilkel toplumlarda bile başta aile olmak üzere din, yönetim, ekonomi gibi temel toplumsal kurumların bulunduğunu söylüyorlar.