sueda

Allah'ın irade ve ilminin taalluk ettiği şey, kulun ihtiyarî fiili olunca bunun fâili olan kulun cebir altında bulunduğu nasıl iddia edilebilir?
Sayfa 142·Kitabı okudu
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gönlüm acısından bunu bildi*
İki taşın arasından sıyrılan çimen başarmanın hazzı tükenince yalnızlıktan ölecek. Çünkü yalnızlıktan ölünür. .. iki taşın arasına çöküp kalmıştım. Çimene bakmıştım. Çimenin biraz yeşili gözlerime bulaşınca gözlerim yanılmıştı. Yanılınca acımıştı. Acısından bilmiştim. Acıdan bilinirdi. iki taşın arasından sıyrılan çimen, başarmanın hazzı tükenince yalnızlıktan ölecek. Haz tükenirdi çünkü. Yalnızlık tüketirdi. .. içtikçe kanar mı insan, suya kanılır ama hazza? .. Batı bize haz veriyor, haz su gibi değil, haz kandırıyor ama hazza kanılmıyor. Hayret ediyorum, gönüller hiç mi acımıyor da bunu bilmiyor. O da bir şey mi, biz daha yüz bile değil yıl önce, dün gibi, bizi biz yapan değeri eritip kafatasımızın içinde kaynattığımız bir suda, simya peşine düşüp, başka bir şeklin ve başka bir biçimin ve başka bir hayalin derdine kapaklanmadık mı? Ah etmeyi, eh etmeyle değişip, aklımızın anahtarını heybeye koyup, duvara bir çivi, heybeyi çiviye takıp, aklımızı asmadık mı? İşte bunlar olmaktayken, olup durmaktayken olacak olan ve ben olacak olanın olacağını unuttuğumdan bir şeyler olması için ahmaklığıma methiyeler düzmekteyken bir tan kızlı gelip alnımın ortasına saplanıverdi. Alın ki mübarek bir şeydi. Saplanıverdi tan kızılı mübareğimin ortasına ve canım yangın oldu. O ah ile dilim ete dönüşünce, ehle ah değişince, acıymış deyince anlamanın yolu, yok daha demeden ama olacak olanın olmakta oluşu gibi, denecek olanın denmekte gibi der gibi olunca, duruverdim acımı gönlümden aklıma akıtarak. Dedim hayat.
Sayfa 81
1000Kitap
Dini tecrübe esnasında beynin nörolojik tepkileri
Şahıslar murakabe yaparken, dua ederken veya bir mistik haldeyken onların beyinlerini taramışlar ve gözlenen sonuçları o kimselerin başka işler yaparken veya dinlenirken onlarda gözlemlenen beyin halleriyle karşılaştırmışlar. Araştırmacılar gözlemiştir ki, haber verilen dinî tecrübeler esnasında deneğin beyninin muhtelif sahalarında, mesela çeper lobunda kan akışı azalmış, buna karşılık başka sahalarda mesela amigdalada, sağ-ön geçici kortekste ve sağ-alın korteksinde kan akışı artmıştır. Bu özellikle ilginçtir; zira müspet olarak etkilenen sahalar çoğu zaman benlik-şuuru ile ilişkilendirilmektedir. Onlar dindar kimselerin ve Tanrı'yı düşünmesini istedikleri ateistlerin beyin faaliyetlerini karşılaştırdıkları zaman, ateistlerin beyinlerine göre, dindar insanların beyinlerinin, beynin daha fazla bölgesini kullanan, önemli ölçüde farklı faaliyet kalıpları sergilediği gözlenmiştir.
Sayfa 73·Kitabı okuyor
1000Kitap
William James (1842-1910) "hissetmenin dinin daha derindeki kaynağı olduğunu," bu sebeple de felsefi ve teolojik tefekkürün dinî tecrübenin yan ürünleri, doğal uzantıları olduğunu iddia etmiştir. Dinî tecrübe olmaksızın, ne teolojiler ne de dinî felsefeler olurdu. "Saf entelektüel süreçlerle doğrudan dinî tecrübenin verilerinin doğruluğunu isbat etmeye teşebbüs etmek kesinlikle boşunadır." James haklı olarak insanların dinî tecrübeleri olmaması durumunda, hiçbir din felsefesinin de olmayacağını iddia etmektedir. Aynı zamanda, din felsefesinin malzemeleri olan efsaneleri, dogmaları ve teolojileri meydana getiren dinî tecrübe "kişiye mahsus, aptalca ve kendini açıklamaktan aciz" olamaz.
Sayfa 65·Kitabı okuyor
1000Kitap
Clifford, yetersiz delile dayanan her inancın kınanmaya layık olduğunu iddia etmiştir. Clifford'ınki gibi bir görüşe sıkça yapılan bir itiraz şöyledir. Pek çok insan vardır ki, bunların özellikle de hayatlarını kazanmak için çok çalışması gerekir ve bunlar az eğitim almıştır. Bu insanların, inanmaya hakkı olması için Clifford'ın gerekli gördüğü tarzda ciddi bir düşünme ameliyesini yapmaya ya zamanları ya da yetenekleri hiç yoktur. Clifford bu itirazı dik-kate almış ve reddetmiştir: "Fakat birisi der ki, 'ben meşgul bir adamım; benim bazı sorular konusunda yetenekli bir hâkim olmam, hatta argümanların mahiyetlerini anlayabilmem için uzun süre çalışmak için benim zamanım yok. Bu durumda bu kişinin inanmaya da zamanı olmaması gerekir." Clifford'ın, incelikle gizlenmiş olan görüşüne göre, hiçbir dinî inanç sistemi, bütün inançlarımıza hâkim olması gereken yüksek isbatlama standartlarını karşılamaya elverişli değildir ve o halde makul (ve ahlaklı) bir kişinin dini inançları olmaksızın idare etmesi zorunludur.
Sayfa 96·Kitabı okuyor
1000Kitap