Yıkılmış şehirde yeniden gençler evleniyor,çocuklar doğuyor,yarısı toprak olmuş evlerde baba ocakları tütüyor, akşamın alacakaranlığında kılıç artığı çocuklar türkü söylüyorlar,adlarıyla artık mevcut olmayan şeylere hudut çizen şehir kapılarının önündeki meydanlarda davul zurna çalınıyor,cirit,bar oynanıyordu.
...acı acı güldüm:"O hal huzursuz günlerin getirdiği bir şeymiş.Şimdi bakıyorum; etraf durgun,anarşi azalmış,ihracat artmış.AB'ye doğru giden bir ana cadde açılmış.Herkes bu yolda.Eh,bir mücadele yok mu,her şey o kadar güllük gülistanlık mı dersen cevabım,elbette değil.Ama mücadele yok diye değil.Senin arabana mı binelim ,benim arabama mı,sorun burada.Sorun küçülmüş,âdeta yok olmuş..."