J: Gücünün dünyayı tarumar etmek için verildiğini sanıyorsun. Yâ ona hâkim olman için verilmişse? Gücünü ihtiraslarının emrine vermişsin. Atının bitap düşürdüğü süvari gibisin.
Kasırga kardeşini ararken kükreyip uğulduyor.
Ona meydan okur gibi duran meşeleri kökünden söküyor.
Kuleleri tepetaklak edip dünyayı yerinden oynatıyor. Sonra bir denge olmadığını anlayınca, tiksintiyle uykuya dalıyor...
H: Güç! Güç! Budur işte. Bana karşı çıkacak, beni alt edecek birisi gelse keşke. Kendimden başka saygı duyacak birinin olmaması çok can sıkıcı. Hasretle bekliyorum o kişiyi. Beni havanda iyice dövsün, un ufak etsin. Dilerse beni harç edip dünyada açtığım gediği kapatsın. Kılıcımı derine, daha derine saplıyorum. Atılan çığlıklar bir kurtarıcıyı uyandırmıyorsa, o zaman orada kimse yoktur.
Sanma ki sırf gözlerimin önünde cereyan eden ve kimseyi es geçmeyecek bu felaket bana isabet etmesin diye kaçtım. Kim kendini Tanrı'nın yargısından muaf tutacak kadar günahsız hissedebilir?
Uyanın sinsi günahkarlar sizi!
Yunus gibi içinin derinliklerine gizlenip uyuyanlar!
Denize atılmak için kura çekilmesini beklemeyin, öne çıkın ve şöyle deyin: "Biz, suçsuzlar suçlular tarafından yok edilmesin diye varız."