sukoska

sukoska
@sukoska
"Yanıbaşında beklerim ebedi bir düşün, kaçtığım bütün her şeyin beni muhakkak bulacağı yer orası "
Müzik
Reklam
Gazali'den Matrix'e
1) " Hiç gerçek olduğundan emin olduğun bir rüya gördün mü? Ya bu rüyadan hiç uyanamasaydın o zaman gerçek dünya ile rüya arasındaki farkı nasıl ayırt ederdin? " -Matrix 2) Mutu qabla an tamutu (موتوا قبل أن تموتوا) "Ölmeden önce ölünüz" 3) Vakıa o itikat, içinde bulunduğun hale nazaran haktır. Lâkin mümkündür ki sana diğer bir hal arız ola ki onun uyanıklığına nisbeti senin uyanıklığının uykuya nisbeti gibi olsun, uyanıklığın o hale izafetle uyku sayılsın. Günümüz Türkçesiyle " Aslında o inanç (veya bilgi), içinde bulunduğun mevcut duruma göre doğrudur. Fakat sana öyle başka bir halin gelmesi (musallat olması) mümkündür ki; o yeni halin 'uyanıklığı' karşısında senin şu anki uyanıklığın, uykunun uyanıklığa olan nispeti (oranı) gibi kalsın. Yani şu anki uyanıklık halin, o yeni hale kıyasla bir uyku sayılsın." O hal sana arız olduğu zaman aklınla tevehhüm ettiğin her şeyin hayal olduğunu, asılsız bulunduğunu kesin olarak anlarsın. Belki bu hal sofilerin kendilerinde bulunduğunu iddia ettikleri haldir. Onlar kendilerinden geçip hasselerini kaybettikleri zaman kendilerinde mâkulata uymayan bazı halleri müşahede ettiklerini söylerler. İhtimal ki bu hal ölümdür. Çünkü Hazreti Peygamber Allah ona salât ve selâm etsin «İnsanlar uykudadırlar. Öldükleri zaman uyanırlar» buyurmuştur. Dünya hayatı ahirete nisbetle uyku sayılabilir. İnsan öldüğü zaman her şey ona şimdi gördüğündem başka türlü görünür. O zaman kendisine denir ki: "Andolsun ki sen (dünyâda) bundan gafletde idin. İşte senden perdeni kaldırıp açtık. Bugün gözün (ne kadar) keskindir!" (Kaf/22) Hasan Basri Çantay Meali El-Munkızu Min-ad-Dalal
Çünkü taklitten ayrıldıktan sonra tekrar ona dönmek imkânı yoktur. Mukallidin (taklitçinin) mukallit (taklitçi) olduğunu bilmemesi şarttır. Mukallit olduğunu bildiği anda taklide dayanan bilgisi bir şişe gibi parçalanır, hiçe iner. Bu parçalar biribirine eklenmekle düzelmiş olmaz. Meğer ki dimağda eritilerek yeni bir kalıba dökülmüş olsun.
"Hakikatlere ermek daima delil ile olur zannedenler Allah'ın geniş ve sonsuz rahmetini daraltmış olurlar" فَمَنْ يُرِدِ اللّٰهُ اَنْ يَهْدِيَهُ يَشْرَحْ صَدْرَهُ لِلْاِسْلَامِۚ وَمَنْ يُرِدْ اَنْ يُضِلَّهُ يَجْعَلْ صَدْرَهُ ضَيِّقًا حَرَجًا كَاَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِي السَّمَٓاءِۜ كَذٰلِكَ يَجْعَلُ اللّٰهُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ (En'am/125) Allah kime doğru yolu gösterir, îmana muvaffak ederse onun göğsünü islâm için açar (genişletir). Kimi de sapıklıkda bırakmak dilerse onun da kalbini son derece daraltır, sıkar. O, (İslâmı kabul hususunda) gûyâ zorla göğe çıkacakmış gibi (kendinde bir imkânsızlık ve) zahmet (görür). Allah îman etmeyeceklerin üstüne işte böyle murdarlık çökertir. Hasan Basri Çantay Meali "Keşfi yani hakikatlere vakıf olmayı bu nurdan beklemek gerektir. Bu Nur zaman zaman Tanrının kereminden fışkırır ona ermek için fırsatları kollamalıdır." «Allah kâinatı karanlıkta yarattı. Sonra onların üzerine nurundan saçtı. Kime bu nurdan isabet ettiyse o kimse hidâyeti bulmuştur ve kime de isabet etmemişse o kimse dalalettedir. Bu yüzden derim ki izzet ve celâl sahibi olan Allah'ın ilmine uygun olarak (kâinat takdir edildi ve) kalem kurudu. (hüküm kesinleşti.)» Tirmizi (2642). El-Munkızu Min-ad-Dalal
Sana ölülerimin ektiği akşamın leylaklarını getiriyorum: Altın yağış bizi birleştirdiğinde Anı ve değişimi karıştıracak Ateşli düşü taşıyacağız. Leylaklarım artık gözyaşlarını tutmuyor. Taştaki Deniz
Şiir
Reklam