Çok az şey söylediğimi, sana yardımcı olamayacağımı hissediyorum. Gelmeliydim oraya, sana bakmalı, seni çıkarıp al
malıydım, seni öpmeli ve kayıp gitmemen için tutmalıydım.
Günün birinde geleceğime ve seni geri getireceğime inan lütfen.
Kocaman bir denizin açıklarına sürüklendiğini büyük bir korkuyla
görüyorum, ama kendime bir gemi inşa edip seni kaybolduğun
yerlerden geri getireceğim. Sen de bunun için biraz çaba harcamalı
ve işimizi zorlaştırmamalısın. Zaman ve pek çok şey bize karşı,
ama zaman, kendisinin içinden kurtarmak istediklerimize zarar
verememeli.
Belki de yanılıyorum, belki de birbirimizden tam da buluşmayı
arzuladığımız noktada kaçıyoruz, belki suç her ikimizde. Bazen
kendi kendime benim suskunluğumun belki de seninkinden daha
anlaşılır olduğunu söylüyorum, çünkü üzerime yüklediği karanlık
daha eski.
Biliyorsun: İnsan önemli kararlarını hep tek başına almalıdır
Paul, sevgili Paul,
Seni ve masalımızı özlüyorum. Ne yapmalıyım?
...
Şiirlerinin
böyle dolaylı yoldan bana gelmiş olmalarına katlanamıyorum.
Lütfen, lütfen buna izin verme.
...
Durup dururken seni daha şiddetle düşünmeme yol açacak bir şey yaşamadım. Her şey eskisi gibi, işim
var, başarılıyım, çevrem nedense erkeklerle sanlı ama bana pek bir
şey ifade etmiyor bu:
Sen, güzellik ve hüzün, akıp giden günlerin
üzerine dağılıyor.
Bu tufandan sonra, isterim ki
yalnızca güvercin,
ama tek bir güvercin
kurtulsun bir kez daha.
Boğulurum çünkü bu denizde,
uçup gitmese güvercin
ve getirmese son anda
o yaprağı.