Çanakkale doğumlu.Emekli kimya öğretmeni.Şule Yayınlarından Kasım 2018'de Yılanlı Hamam, Aralık 2020'de Yıldız Parlatan, Aralık 2022'de Cabir ile Ziryab- Ölümsüzlük iksirinin peşinde kitapları çıktı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yedi Tepeli Babil'in uzağında ne varsa ıssızlıktı oysa. Henüz bilmiyorlardı. Gerçi hiç kimse giderken böyle şeyleri aklına getirmez, çünkü gitmek her yanıyla varmak, daha güzele varacağını sanmaktır.
Şu dünyada, insanın kendine acımasından daha hüzünlü bir şey yoktu.
Gerçi, dünya dediğin ufacık bir yerdi neticede. Yer ile gök arasındaki uçsuz bucaksız genişlik bazen öyle daralıyordu ki o sıkışıklıkta kendine yer bulamayanlar, şu koca dünyaya bir ben sığamadım, diye küsüp yerin altına sığınıyordu. Zaten yerin üstünde kalanlar da eriyor, kırılıp dökülüyor, önünde sonunda şıp şıp yerin altına damlıyordu. Çünkü dünya ufacık bir şeydi neticede, yeri geliyor bir sarnıçta birikiyordu.
"Fidye olarak üç bin libre karabiber verin, Konstantinopolis'in kuşatmasını kaldırayım," diyen Alaric'in, aklını başından alan karabiberler yanıyordu.
Yahudi ustaların köpek pisliğinde yumuşattığı; kurt ensesi, tilki yanağı, sansar paçası deriler, şarapla takas edilmiş samur kürkler ve Slav köleler, halı ve kilimlerdeki Mühr-ü Süleyman yanıyordu.