Kalbimin göğsümden taşıp ağzımda attığını hissettim. Çok ertelenmiş kavuşmaların teri birikti avuçlarımda. Ne kadar prova edilirse edilsinler, yine de sıralarını şaşırıp birbirlerine çelme takan acemi sözcükler doluştu ağzıma.
O yaşlarda utangaçtım, kırılgandım. Kırılmaktan korkmamanın bir yolunun da, kendi kendini bin parçaya ayırmak olduğunu keşfetmemiştim daha. Cam bir fanusun içinde korumaya çalışıyordum kendimi. Yanlış geldiğim bir yerdi dünya, öyle hissediyordum. Sanki çok güzel bir yere gitmek üzere yola çıkmışım da, sonra gecenin bir yarısı yanlış durakta inivermişim gibi.
Hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya çalışmanın ne kadar yorucu olduğunu bir kez daha hatırladım. Hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya çalışmak, varlığı kabul ve ilan edilmiş olanı çözmeye
uğraşmaktan daha zor. Kesinlikle çok daha zor.