Şule

Bilimsel araştırmalarla ilgisi olmayan insanlar bile ölümün teknik bir aksaklık olduğunu düşünmeye başladı. Doktoruna giden bir kadın, “Neyim var doktor?” diye sorduğunda, “Grip olmuşsunuz." ya da “Veremsiniz,” veya “Kansersiniz,” gibi cevaplar bekliyor. Doktor hiçbir zaman, “Ölümünüz gelmiş,” gibi bir cevap vermiyor. Artık hepimiz grip, verem ya da kanserin bir gün çözülebilecek teknik aksaklıklar olduğunun bilincindeyiz.
Sayfa 35 - kolektifkitap·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gerçek hayattaysa insanlar kara bir figür omuzlarına dokunduğu, tanrı istediği ya da ölümlülük büyük kozmik planın bir parçası olduğu için ölmezler, her zaman teknik bir aksaklık yüzünden ölürler. Kalpleri kan pompalamayı bırakır. Ana damarları yağ tabakalariyla tıkanır. Kanserli hücreler karaciğerlerine yayılır. Akciğerlerinde mikroplar çoğalır. Peki ya bu teknik aksaklıkların sorumlusu ne? Başka teknik aksaklıklar. Kalp, kalp kaslarına yeterli oksijen gitmediği için kan pompalayamaz. Kanserli hücreler, rasgele genetik bir mutasyon talimatlarını yeniden yazdığı için yayılır. Mikroplar biri metroda hapşırdığı için akciğerlere yerleşir. Hiçbiri doğaüstü olaylar değil, hepsi teknik aksaklıklardır.
Sayfa 34 - kolektifkitap·Kitabı okudu
Edebiyat
Anton Çehov'un meşhur sözündeki gibi ikk sahnede görünen silahın üçüncü sahnede patlaması kaçınılmazdır.
Sayfa 29 - kolektifkitap·Kitabı okudu
Edebiyat
Nihayetinde hepimiz yoğun birer hiçiz,  fakat bunun hatırlatılması hoş değil.
Şunu aklınızdan çıkarmayın; marangozlar para ister... dişçiler para ister... elektrik şirketleri para ister... Tanrı bedavaya çalışır... Tanrı para istemeden ihtiyacınızı ön kapıya bırakır.
Edebiyat