Şule Yaylacı

Şule Yaylacı
@suleyaylaci
her sabah bir çocuk uyanır içimde, her şeye inat gülümseyerek.
10/10
·192 syf.··
2021 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2021 12:25
Yusuf Atılgan’ın okuduğum ilk romanı. Adından da anlayacağınız üzere, aylak bir adamı konu ediniyor romanımız. Bay C.; babasından kalan parayla gezen, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünden bıkmış, hayatında ki tek tutamağını arıyor. Gerçek sevgiyi! Bay C. ruhunun derinliklerinde babasının ona bıraktığı acı izleri hep taşıyor. Babası gibi olmayı kendine yasak ediyor. Bıyık bırakmayı, komisyoncu olmayı hatta babası sırf “işadamı olmalı” dedi diye iş adamı olmayı bile kendine yasak ediyor. Babası neyse tam zıttı oluyor. Hiçbir şeyin gerçek olmadığı bu dünyada, gerçek sevgiyi arıyor; onu duyan, düşünen, seven bir kadını. Milyonlarca kadın arasından her yerde kendisini mutlu edecek “o” kişiyi aramaktan asla bıkmıyor. Ama iç dünyasında hiçbir şey istediği gibi gitmiyor Bay C.’nin. Yalpalı bir denizde boğulurmuşçasına, boğuluyor çocukluk anılarının içinde. Hayatına giren kadınlarda teyzesi Zehra’dan hep bir iz arıyor. Teyzesi Zehra’nın gözleri gibi, mavi bir göz arıyor Bay C.. Yaşamanın güç olduğu bir dünyadan uzağa, çocuklukta tadılmış bir huzura kaçmak istiyor. Çok severek okuyup bitirdiğim bir romandı. İncelememi şu alıntı ile bitirmek istiyorum; “Ertesi gün sıkıcı bir sabahla başlayacaktı. Kim bilir, iç sıkıntısı olmasa, belki insanlar işe gitmeyi unuturlardı. ‘İş avutur’ derdi babası. O böyle avuntu istemiyordu. Bir örnek yazılar yazmak, bir örnek dersler vermek, bir örnek çekiç sallamaktı onların iş dedikleri. Kornasını ötekilerden başka öttüren bir şoför, çekicini başka ahenkle sallayan bir demirci bile ikinci gün kendi kendini tekrarlıyordu. Yaşamanın amacı alışkanlıktı, rahatlıktı. Çoğunluk çabadan, yenilikten korkuyordu.Ne kolaydı onlara uymak”
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Reklam
10/10
·520 syf.··
2021 6. kitabı
Merhaba değerli okurlar, bugün size biraz Martin’den ve bana karşı etkisinden söz etmek istedim. Üzerinde kirli elbisesiyle, işçi olduğu her halinden belli olan deniz kokulu gariban bir gençtir Martin. Beni içine çeken ve hücrelerimin iliklerine kadar işleyen karakterdir. Bir tane söz vardır, “Hayatını değiştiren bilgi hangi kitapta bilemezsin. O yüzden okumaya devam et” diye. Okuduğum çoğu roman, karakterime, düşüncelerime, hayata karşı bakış açıma hep yenilik katıyor. Ama Martin Eden’i okurken bir kitabın kafama vurulan bir darbe gibi beni sarsacağını pek bilmiyordum. Ah Martin, bana kitap boyunca insanoğlunun zayıflıklarını, güçlü iradesini, başarı hırsını bir tokat gibi yüzüme çarptın. Başarı uğruna çok savaşlar verdin. Yılmadın. Küçük olumsuzluklar senin büyük umutlarını yıkmadı. Soylu kesimin kalıplaşmış düşüncelerinin ötesine geçtin. Bilgiye açtın. Açlığını doyurmak için kitaplar okudun. Ama okuduğun her kitaptan sonra daha da çoğaldı açlığın. Bilginin sınırsızlığını keşfettin. Bilgi seni yalnızlaştırdı. Sevdiğin kadından, içine girmek istediğin kesimden, eskiden yanında huzurlu hissettiğin arkadaşlarından ve denizden uzaklaştın. Kimseye yetemedin. Kendine yetmeyi de bilemedin. Hayallerin sana mutluluk getirmedi. O mutluluğu kendi içinde aramayı da denemedin. Başarıya giden yoldaki gücü gösterdin bana. Ama bir taraftan da çok güçlü karakterlere sahip olan insanların bile içinde ki zayıflığı gördüm seninle. Benim için çok önemlisin Martin Eden
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma