Cem Sultan
Cem Sultan osmanlı tarihinin en ironik hikâyelerinden biri, fatih’in oğlu cem sultan’ın soyunun avrupa’da hristiyanlaşmasıdır. cem sultan’ın oğlu şehzade murad, babasının avrupa’daki sürgün yılları nedeniyle osmanlı’dan kopmuş, daha sonra katolikliği kabul ederek “pierre” adını almıştır. böylece osmanlı hanedanının bir mensubu resmen hristiyan olarak yaşamıştır. 1522’de kanuni sultan süleyman rodos’u fethettiğinde, karşısına çıkan isimlerden biri de öz kuzeni olan bu şehzade murad’dı. osmanlı veraset sistemi açısından potansiyel bir taht adayı sayılan murad ve oğulları idam edildi. fatih’in torunu olarak doğup katolik bir prens olarak yaşayan ve sonunda yine bir osmanlı sultanının emriyle öldürülen şehzade murad, hanedan tarihinin en sıra dışı figürlerinden biridir. Kaynaklar: * TDV İslâm Ansiklopedisi - Cem Sultan Maddesi⁠ * Şehzade Murad (Cem Sultan'ın oğlu) biyografisi⁠ * Millî Eğitim Bakanlığı Tarih Materyali’nde Rodos’taki Murad ve torunlarının akıbeti anlatılmaktadır.
yüz yerde yüz yaram var el sanır ki sağ gezerim...
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Cennet kuşu Aleviler Alevi dedesi kör aşık Öyle söyleme gerçeği bilme bir ayrıcalıktır mutsuz olma ayrıcalığı Ahmet Ümit Aşure günü cem evinde toplanmıştık diyerek söze Allahın 99 ismi ile başlıyor iki gözü ama olan kör aşık bana niye kör derler bilirmisiniz dünyayı görmediğim için evet dünya hakkında gerçeği bilmek her zaman mutsuz eder insanı çünkü dünya senin değil sen ise dünya seninmiş gibi amel işlersin çocuğuna anana babana bağlanır vedalaşınca ağlarsın oysaki belkide gittikleri yer buradan güzeldir senin olmayana neden ağlarsın ey insan dünyanın en hakiki gerçeği ölümdür ayrılıktır dünya mutsuzluk yeridir dünyanı Cenabı Hakkın yolunda infak edersen mutlu olabilirsin dedikten sonra sözüm bölündü Cem töreninde bizi izlemeye gelen tıfıl Ali sordu ey kör aşık Aleviler kimdir bak dedim tıfıl Aleviler hak dostu hak aşıklarıdır özümüz sözümüz imam Ali canım Alidir yolumuz kerbeladır Resulullahın izinden gelir onun toprağına gideriz ey kör aşık dedi aşureler mis gibi koktu dedimki tıfıl bu cemin ilk törenidir olgunlaşmak için hizmet etmeli dergâha gönül vermelisin yası matemdi o gün hacı bektaş pir sultan gönüllüler zülfikâr ve başlarında yeşil bandaj imamım Ali yazan yazı ile Hakkı zikredip cem evinde cem etmeye başladılar kör aşık Alevilik soyu Hz Muhammede dayanan ulu inançtır diyordu her kerbelada özü ağlardı Selam olsun ehlibeyt aşıklarına Fakat derinlerdeki gerçek bazen başıboşluğumuzda hayallerimizde su yüzüne çıkar Virgina voolf Es-selam Aleyküm ve Rahmetullah Allahın selam ve bereketi sizlere olsun 1000k ailesinin kıymetli üyesi virgina voolf alıntısınde her gerçeğin bir gün su yüzüne çıkacağını ifade ediyor bugün Maraşta madımakta katledilen alevi insanı ehlibeyt aşıkları Kuraana bağlıdır tesiri altındadır Hz Muhammed SAV in dediği gibi ümmetim
Din
*DARHANE ÇORBASI* Devrin sultanı, Ramazan ayında, bir gün tebdil-i kıyafetle şehri dolaşmaya çıkar. Yanında başveziri vardır. Sultan; Paşa, akşam ezanı kimin kapısının önünde okunursa o evde iftar edelim, der. İftar vakti yaklaşmıştır. Ara sokaklara girerler. Her evin kapısının önünde bir kişi beklemektedir. Bir misafir bulup evlerine iftar için çağıracaklar. Başkalarına iftar ettirmenin zevkine tadacaklar ve sevabını alacaklar. Sultan ve veziri kendilerini tanıtmadan, herkese selam vererek giderler. İftar topu atılıp akşam ezanı okunmaya başladığında, fakir ama gönlü zengin bir Müslümanın evinin önündedirler. Zaten ev sahibi de iftara birilerini çağırabilmek için orada beklemektedir. Sofra hazırlanmış. Sıcacık taze ekmek, tuz ve mis gibi tüten bir çorba vardır. Tuzla iftarlarını açarlar, ekmek ve çorba ile karınlarını doyururlar. Çorba, sultanın çok hoşuna gitmiştir. Ev sahibine; "Bu çorba çok hoşuma gitti. Ne çorbasıdır bu?" diye sorar. Çok zeki ve firasetli olan ev sahibi, misafirinin Padişah olduğunu hemen anlamıştır; "Dar hane (fakir hane) çorbasıdır, sultanım" diye cevap verir. Bu zekice cevap padişahın hoşuna gider ve o fakiri ertesi gün, ikram ettiği çorbanın tası ile saraya davet eder. Adamcağız gelince, padişah emir verir ve doğruca Darbhane'ye gönderir. Orada tası ağzına kadar altınla doldururlar. Tekrar padişahın huzuruna getirdiklerinde, padişah adamın halini sorunca der ki: "Sultanım, darhanemize (fakirhanemize) teşrif buyurdunuz ve darhane çorbamızdan içtiniz. Bu çorba şimdi "Darhane" değil "Darbhane" çorbası oldu" der. Darhane, Anadolu insanının dilinde *"tarhana"* olarak yerini alır. Bazı yerlerde ise daha da kısaltılarak "tarana" olarak kullanılır. *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı
“El Grand Turco”
Fâtih Sultan Mehmed 1470 lerde başlığında ejderha figürü ile Fatih Sultan Mehmet’i Büyük Türk olarak çizen İtalyan ressam Gentili Bellini’nin, Berlin Müzesi’ndeki çalışması.
Alıntı
Atatürk'e göre dünyanın en büyük insanı kimdir?
-dünyanın en büyük insanı kim...dir? -Timur'dur Paşa'm! -değil. -Fatih'tir. -değil. -Yavuz Sultan Selim. -değil. -Alparslan. -değil. -Napolyon. -İskender. -değil. Nafile!... Ne derlerse Atatürk "değil" diyordu. Dalkuvaklardan biri dayanamadı. -sizsiniz Paşa'm, dedi. Atatürk bu zatı ter eledikten sonra, sualinin cevabını kendisi verdi; -dünyanın en büyük insanı Hz Muhammed'dir. Ölümünden bu yana bin üç yüz sene geçtiği halde, günde beş vakit, Cenab-ı Allahtan sonra adı söylenen Hz Muhammed'dir...