7/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:41
Vatan Yahut Silistre Namık Kemal; Namık Kemal, Türk edebiyatında hem şair hem de yazar olarak kabul edilir edebiyatın her dalıyla ilgilenmiştir. Şiirler, tiyatro oyunları, romanlar ve makaleler yazmıştır. Vatan ve millet sevgisi konulu yazıları sebebiyle kendisine Vatan Şairi denmiştir. Namık Kemal; annesini küçük yaşta kaybetmiştir. Bu yüzden vali olan dedesinin yanında büyümüş. Dedesiyle birlikte Anadolu ve Rumeli'de pek çok şehir gezmiştir. Arapça, Farsça ve Fransızca gibi dil eğitimleri vardır. Daha sonraları İstanbul'a gelerek Tercüme Odası'nda çalışmaya başlamıştır. Burada dönemin aydınlarıyla tanışmış. Yazılarında ilk kez hürriyet, millet, vatan ve adalet gibi kelimeleri kullanmıştı. Namık Kemal, devleti kurtarmak isteyen "Genç Osmanlılar" grubunun liderlerindendi. Padişahın yanında bir de halkın seçtiği meclis olmasını yani Meşrutiyeti istiyordu. Nitekim daha sonra ilk Osmanlı anayasasını yani Kanun-i Esasi hazırlayan kurulda da görev aldı. Kemal, İmparatorluk içindeki tüm milletlerin (Türk, Arap, Ermeni, Rum) "Osmanlılık" duygusuyla bir arada barış içinde yaşamasını savunuyordu. Ancak bir süre sonra Hükümet karşıtı yazıları yüzünden ceza almamak için Londra ve Paris'e kaçtı. Orada gazete çıkarmaya devam etti.İstanbul'a dönünce Vatan Yahut Silistre oyununu yazdı. Oyun halkı çok coşturunca Padişah Sultan Abdülaziz tarafından Kıbrıs'taki Magosa Kalesi'ne sürgün edildi. Orada 38 ay zindanda kaldı. Sürgünden döndükten sonra da rahat durmadı. Sultan II. Abdülhamid döneminde de Midilli, Rodos ve Sakız adalarına sürgüne gönderildi. 1888 yılında, henüz 48 yaşındayken Sakız Adası'nda hastalanarak vefat etti. Namık Kemal ilklerin yazarı; İlk Edebi Roman: İntibah İlk Tarihi Roman: Cezmi Sahnelenen İlk Tiyatro Oyunu: Vatan Yahut Silistre En Ünlü Şiiri: Hürriyet
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Kurgan Edebiyat · 201327,6bin okunma
Puan vermedi·324 syf.··
2026 422. kitabı
Kaplanın Sırtında, Türk edebiyatının usta kalemi Zülfü Livaneli’nin tarihi gerçeklerle edebi kurguyu muazzam bir dengede buluşturduğu, Osmanlı İmparatorluğu’nun en tartışmalı ve en uzun süre tahtta kalan padişahlarından II. Abdülhamid’in tahttan indirilişinden sonraki sürgün günlerini konu alan sarsıcı bir dönem romanıdır. Hikaye, 1909 yılında II. Abdülhamid’in 33 yıllık mutlak iktidarının ardından İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından tahttan indirilip ailesi ve sadık birkaç hizmetkarıyla birlikte Selanik’teki Alatini Köşkü’ne sürgüne gönderilmesiyle başlar. Romanın anlatısı, eski padişahın ve onun köşktekileri tedavi etmekle görevlendirilen özel doktoru, genç ve idealist İttihatçı Yüzbaşı Atıf Hüseyin Bey’in günpazarlıkları ve derin sohbetleri üzerinden şekillenir. Başlangıçta birbirine tamamen zıt ve düşman iki kutupta yer alan bu iki insan, zamanla insani bir düzlemde karşı karşıya gelir. Livaneli, II. Abdülhamid’i sadece resmi tarihin çizdiği "Ulu Hakan" ya da "Kızıl Sultan" kalıplarıyla değil; korkuları, yalnızlığı, zekası, marangozluğa olan tutkusu, vehimleri ve vicdan muhasebeleriyle, yani tüm insani zaafları ve güçleriyle bir "insan" olarak portreler. Kitabın adı olan "Kaplanın Sırtında", iktidarın ne kadar tehlikeli, kaygan ve inilmesi imkansız bir güç olduğunu simgeler; iktidar sahibi kişi, kükreyen bir kaplanın sırtında oturmaktadır ve bir kez indiğinde parçalanacağını çok iyi bilir. Zülfü Livaneli’nin her zamanki gibi akıcı, duru ve derinlikli diliyle kaleme aldığı Kaplanın Sırtında; bir imparatorluğun çöküş dönemine, güç ile acizlik arasındaki o ince çizgiye ve tarihsel karakterlerin arkasındaki trajedilere ışık tutan, yakın tarihe ilgi duyan herkesin bir solukta okuyacağı muazzam bir yüzleşme romanıdır.
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,6bin okunma
Reklam
8/10
·224 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:22
Yıl  1826 İstanbul  2.Mahmut  dönemi 30 yıldır zindanların şeyhi kabul edilen hapisteki usta bir hırsız  ekibini toplayıp Kaşıkçı Elmasını  çalmak için plan yapar. Güvene dayalı bu planda isimler yerine birbirlerine hayvan isimleri ile seslenirler. Planı kuran aslan, eski arkadaşları bukalemun ve tuti ile aralarına yeni katılan ceylan ve porsuk. İşi veren ve kimsenin bilmediği tilki , porsuğun aşkı sarayda hizmetçi tavşan.  2. Mahmut dönemi Yeniçeri ocağının  kaldırılması, batıda Yunan isyanları, Mısır'da Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı sorunları, halkın değişime reformlara verdiği tepkiler, asayiş  ve düzenin isyanlar ile karmaşa içinde olduğu  bir zaman. Tüm bu kargaşa devrinde aslında dürüst  ama hırsız, güven ve kuşku arasında,  plan plan içinde, sırlar  ve  gizli intikam planları  arasında geçen bir hikaye. Kitabın ortasından sonra hızlanıp akıp gidiyor. Kullandigi kelimeler, dönemin hayatına dair,  geleneklerine dair anlatılarıyla zaman yolculuğuna çıkarıyor yazar. Ayrıca tarihi bilgilerimi de şöyle bir tekrar edeyim demeden geçemiyor insan. Kitabi okurken araştırdığım bilgiler Kaşıkçı Elması, 86 karatlık büyüklüğü, armudi kesimi ve etrafını çevreleyen çift sıra 49 adet pırlantasıyla Osmanlı'nın en değerli hazinelerinden biridir. Günümüzde İstanbul'daki Topkapı Sarayı Müzesi'nde sergilenen bu eşsiz taşın kökeni ve saraya nasıl geldiği hakkındaki rivayetler şunlardır: 1. Eğrikapı Çöplüğü Rivayeti (Halk Efsanesi) Tarihçi Reşad Ekrem Koçu'nun da aktardığı en yaygın hikayeye göre; 1699 yılında İstanbul'da bir kâğıt toplayıcısı, Eğrikapı çöplüğünde parlak, yuvarlak bir taş bulur. Değerini bilmeyen bu kişi, taşı bir sokak satıcısına sadece 3 tahta kaşık karşılığında verir. Satıcı taşı bir kuyumcuya gösterir. Kuyumcu taşın çok değerli bir elmas olduğunu anlar ama
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,395 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 57. kitabı
Karamanlılar; Anadolu'ya (10000) on bin oba (çadır) olarak geldiklerinde başkanları Sadeddin Bey'di. (12. yy. sonları, 13. yy. başları) Yazları Sivas yöresine gelip, kışları da İran taraflarına giderek konar-göçer bir yaşantı sürdürüyorlardı.Sadeddin Bey ölünce, yerine oğlu Nureddin'i Bey seçtiler. Nureddin Bey ilk olarak Ermeniler elinde olan Ereğli Kalesini aldı. Sonra Selçuklu sultanına asi olan Sivas beyi Hacı Bahadırın elinden Sivas kalesini de aldıktan sonra, bir de bağlılık mektubu yazıp kalenin anahtarını sultana göndererek bağlılığını bildirdi. Bundan çok memnun olan sultan; o sıralar Ermenek ve Mut yöresinde yaşayan Türk obalarının kalelerdeki Ermenilerden şikâyet etmeleri üzerine Nureddin Bey'e bir mektup yazıp, asker çekip buralara gelmesini, kaleleri Ermenilerden almasını, alabildiği kaleleri kendisine vereceğini bildirdi. Nureddin Bey, sultanın emrine uyarak askerlerini toplayıp 1227 yılı sonlarında Ermenek yakınında Kamış Yaylasına kondu.
Karamanoğlu Atası Nûre SofîŞerafettin Güç · Berikan Yayınları · 20162 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 54. kitabı
Oğuz Boyları'nın niceliksel (sayısal) olarak en büyüklerinden biri olan Beğdililer, Anadolu'ya geç gelen Türkmenlerdendirler. Harzem bölgesin-de Büyük Selçuklu İmparatorluğu'na bağlı bir beylik olarak varlıklarını devam ettirirlerken, Selçuklu İmparatoru Sultan Sencer'in ölümünden sonra bölgede bağımsızlık ilan ettiler. Kısa bir sürede Asya'nın büyük imparatorluklarından biri haline geldiler. Harzemliler'in Ottar valisinin çirkin ve gaddar bir şekilde 450 kişilik Moğol kervanını katletmesi üzerine; Moğol Hanı Cengiz Han, batıya sefer düzenledi. Harzemşahlar'ın son imparatoru Celalettin Harzemşah, Moğollara karşı destansı savaşlar verirken; Abbasi Halifeleri de, Nizariler de Anadolu Selçukluları da ona yardım elini uzatmadılar. Hatta Abbasiler ve Nizariler; el altından Moğollara yardım ettiler. Temel gerekçeleri, Beğdililer'in Alevi oluşuydu. Bunun bedelini sonradan çok ağır ödediler. Anadolu Selçuklu sultanı Alaattin Keykubat, bu hatasının farkına varıp, yaklaşan Moğol tehlikesine karşı, Harzemşahlar'ın (Beğdili Türkmenleri) kalan güçlerinden yararlanmak için onları yanına çekti ise de eşi Berduli'nin, oğlu 2. Gıyasettin'in ve veziri Sadettin Köpek'in oyunlarına kurban gidip, zehirlenerek öldürüldü. Alaattin Keykubat'tan sonraki Selçuklular da, Osmanlılar da Beğdililere çok acılar çektirdiler
HarzemşahlarVeli Saltık · Liman Yayınevi · 20241 okunma
Ekmek herkese yetecekti aslında...
8/10
·216 syf.··
2026 13. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 23:02
Devran Çağlar'dan iki çift sözle başlayalım, Kırmızı Sakallı Topal Karınca'nın dilinden: Yıkılmaz gururum bana engeldir Aslında kaybeden çekip gidendir Zalimler sultanı meydan senindir Elinden geleni ardına koyma Hikayemiz karıncalara misafir olan Ulukepez'in, bu diyardan dönüşünde Filler Sultan'ına, karıncaların nasıl çalışkan, kalabalık ve refah içinde yaşadıklarını anlatmasıyla başlar. Filler Sultanı da Hüdhüdler başı Ulukepez ile bir olup, karıncaların çalışkanlığı ile herşeye sahip olabileceğini düşünür. Ancak Zalimler Sultan'ına karşı gelen bir Demirci Kırmızı Sakallı Topal karınca vardır ve kitap bu üç baş kahraman çevresinde döner durur. (Spoiler verdim sanmayın, ilk 10 sayfada geçen şeyler bunlar.) Neyzen Tevfik'in dediği gibi: Ekmek herkese yetecekti aslında, Tarlaya karga dadandı. Ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami… Haramilerin dadandığı bir karıncalar diyarının hikayesidir okuduğumuz. Filler ve karıncalar üzerinden insanların da tasvir edildiği bir güzel hikaye idi. Severek okudum, tavsiye de ederim.
1000Kitap
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,7bin okunma
Reklam
Reklam