Kitap yazarın Melankolik diyebileceğimiz düşüncelerini içeren bir günlük gibi. Çoğunlukla yalnızlıktan şikayet eden, yalnızlığın yarattığı duygularla baş etmekte güçlük çeken bir yandan da yalnızlığı mantıksallaştırarak baş etmeye çalışan birinin düşüncelerini okuyoruz. Dili sade, okuması kolay, vurucu birkaç cümlesiyle tavsiye edebileceğim bir kitap.
Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya kitabını okuduktan sonra elime aldığım ikinci kitabı oldu. Anthony Burgess’ın da en iyi doksan dokuz modern roman arasında saydığı eserlerden biri olduğunu öğrendim bitirdikten sonra. Kitapta sürekli vurgulan ve en çarpıcı noktalardan biri bence mayna kuşlarının 'Dikkat!' ve 'Burada ve bu anda!' demeleri. Bu noktayı kitapta "Bunlar hep aklımızdan çıkar, değil mi? Demek istediğim, olana bitene dikkat etmeyi hep unuturuz. Bu da, burada ve bu anda olmamak demektir." diyerek açıklıyor ve sorgulamaya itiyor sizi. Altını çizdiğim ve zaman zaman okuyacağım çok fazla alıntım oldu.
Kitabın neredeyse yarısı Freud'un hayatını anlatıyor. Bu kısmı atlayarak okudum bana göre fazla uzundu. Sayfa sayısının azlığından dolayı narsisizm konusu yüzeysel anlatılmış. Yine de kitap mektuplardan oluştuğu için anlaşılır bir dili var.
HAYIR serisinden okuduğum ikinci kitap. Kısa olmasıyla okuması kolay o yüzden bir oturuşta bitiyor. Kronoloji, film önerileri, internet siteleri paylaşımları ile konuyu araştırmak isteyenler için rehberlik sunmasını çok beğendim. "Umutsuzluğun karşıtı umut değildir. Mücadeledir." cümlesi kitabı bir özet niteliğinde anlatıyor bence.
Bu kitap benim Agatha Christie ile ilk tanışmam. Okuması kolay ve dili basit. Bir gerilim filmi gibi ilerleyen kurgusuyla okuma zevki yaşattı bana. Diğer kitaplarını da okumaya can atıyorum.