dipten dipten, "if it be your will" çalıyordu.
rahime'nin üzerinde çarşaf yoktu. en azından hayatının son
günü örtünmemişti. belki de saklayacak bir şeyi kalmamıştı.
Çırılçıplak bir adım attı ve parmaklarıyla
göğüs uçları, kente bakan camda aynı anda iz bıraktı. On
ikinci kattaki karanlık evin camında kollarını açmış çıplak
bir Derdâ vardı. Alnını cama yaslamış, uzaktaki ışıklara
bakan. Ya biri görürse, diye endişelenen, sonra da keşke biri
görse, diye düşünen. O gece Derdâ, beyaz bir bayrak gibi salladı kendini camın önünde. O gece Derdâ, bir çığlık kadar
çıplaktı karanlığın içinde. Ama kimse duymadı. o çığlığı.
Önünde kendini açtığı cam ses geçirmediği için, çiğ et gibi
dövülmüş bedenini kimse görmedi. Ne çürüklerini görüp polise haber veren oldu, ne de teşhircilikten şikayet eden. Giyinmeden yattı Derdâ.
yanından geçip giden insanlarla. önlerine
çıktığı için hızlı adımlarla etrafından geçtikleri, siyahlar içindeki kızı görmeyen ve acelesi olan insanlarla. nasıl anlayamıyorlar, diye düşündü derdâ. yanlarından geçiyorum. buradayım, aralarında. ama hiçbirinin umurunda değilim. görmüyorlar bile beni. hepsi de kör olmuş. ya da bu çarşaf, görünmezlik kumaşından.