Hayat, gün olur sıkıntılı geçer; zahmetler omuzlarımıza ağır bastığı zaman dünyadan soğuduğumuzu zannederiz ama bu geçici bir şeydir. Bir üzüntü anını bir keyifli dakika takip eder. İnsan her şeyi unutur. Zaten dünya kuralı bir unutulmamış ne vardır ki?
“Yakmaktan korkmayın. Kendiniz de yanın ve diğerlerini de yakın, ta ki etraf aydınlanana kadar. Hızlı başarıları beklemeyin. Anlayış ve destek yerine sizinle dalga geçecekler. Ün ve şöhret yerine nefret ve iftira olacak. Yardım yerine gizli entrikalar ve hatta aleni savaşlar olacak size karşı. Onlarca, yüzlerce, binlerce karanlık ışıklı işinizi söndürecekler; siz de yanın! Yanın ve yakın!”
Binlerce sayfalık felsefi bir kitap yaz, sonra da onu meşhur ölüler gibi Bilimler Akademisi kütüphanesinin raflarına kaldırsınlar? Ben olmadan da sizlerin bilge olmayan, ama kendini öyle gösteren inançlarınız var. Ve eğer mezar heykellerini seviyorsanız, mezarlığa gidin…Ben ölülerin değil canlıların yanına geldim. Ve sizi ölümden, toplumsal çürümeden ruhsal uyanışa davet ediyorum.
Sen bendesin, ben sendeyim, biz kainattayız, kainat ise bizdedir, hepimiz biriz. Eğer kainata zarar veriyorsan, hayvanlara ya da insanlara kötülük yapıyorsan, aslında kendine zarar veriyorsun, kendini çirkinleştiriyorsun.