....bir gün vicdanımı incelediğim vakit, son derece hayretle, garip bir karışım kesildiğimi fark ettim. Ben küfür ile imandan, ikrar ile inkardan, tasdik ile şüheden mürekkep bir şey olmuştum. Kalp ile inkar ettiğimi akıl ile tasdik eder, akıl ile reddettiğimi kalp ile kabul ederdim. Velhasıl, şüphe denilen ejderha vücudumu sarmıştı. Bir fikri, ne kadar sağlam esaslarla sağlamlaştırırsam, şüphe ejderhası bir sarışta yıkıyordu. Bari kat'i inkarla ,hiç olmazsa, bir noktada kalabilir miydim? Ne gezer! İnkar başka şey, şüphe yine başka.