Tevbe Sûresi 67. Münâfık erkekler ve münâfık kadınlar birbirinden (yanadır ve hepsi aynı)dır. Onlar kötü olanı (İslâm’a uygun olmayanı) emrederler, iyilik(ten, Allah’a itaat)ten menederler, ellerini sıkı (cimri) tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular, O da onları unuttu (terk etti). Şüphesiz ki münâfıklar, hep fâsık (Allah’ın emrinden sapan) kimselerdir.
.. Hz. Ömer devrinde İslâm Devleti'nin sınırlarının genişlemesi neticesinde Kur'ân öğretmenliği vazifesiyle çeşitli beldelere giden sahâbiler, gittikleri yerlerde Hz. Peygamber'den öğrendikleri kırâat tarzlarını okutmuşlardı. Tabiatıyla bu durumda da söz konusu beldelerde yaşayan insanlar arasında birtakım kırâat farklılıkları ortaya çıkmıştı. Her ne kadar yeni Müslüman olan bu gayr-i Arap unsurlara, sözü edilen ihtilafın mahiyetinden ve bunun bir ruhsatın neticesi olduğundan söz edilmişse de, Mustafa Sâdık er-Râfii (öl. 1356/1937)'nin de dediği gibi onlar yine de, kalplerine birtakım şüphelerin gelmesine engel olamamışlar ve bunun sonucunda da zaman zaman birbirlerini tekzibe, hatta tekfire bile gidebilmişlerdi. Çünkü yedi harfin sebebiyet verdiği bu ihtilaflar, öyle anlaşılıyor ki manaları aynı olsa da bazı kelimelerin lafız itibariyle farklılığından kaynaklanıyordu! İşte bu amaçla Hz. Osman devrinde Zeyd b. Sâbit başkanlığında oluşturulan bir heyet, beş sene kadar süren titiz bir çalışmanın sonunda birkaç Kur'ân nüshası yazıp, çeşitli İslâm beldelerine göndermek suretiyle söz konusu ihtilafları bertaraf etmiş ve Kur'ân'ı daha önceki ilâhi kitapların başına gelen tahrif ve tebdilden korumuştur.
.. mevcut olan metni bir yandan ashabın nüshaları ve hâfızaları ile teyid ederek, bir yandan da ferdi hataları düzelterek, sonuçta ümmetin icmâına mazhar olabilecek “İmam Mushaf”a resmi bir hüviyet kazandırmak gerekiyordu.
Bütün bu görünmeyen sebepler yanında esasen asıl bir sebep vardı ki, oda Hz. Ebû Bekr zamanında yapılan Yemâme savaşında birçok kurrâ sahâbinin şehid edilmesi idi. Çünkü bu, istikbalde Kur'ân'a yönelik en büyük tehlikenin sinyali demekti. İşte bu muhtemel tehlikeyi sahâbe arasında ilk sezen Hz. Ömer olmuştu.
Şimdi bir köprüden sakin bir şekilde geçerken birdenbire köprünün yıkık ve aşağıda da bir uçurum olduğunu fark eden bir adamınkine benzer bir his duyuyordu. Uçurum hayatın kendisiydi, köprüyse Alexey Alexandrovitch'in yaşadığı yapay hayat.