Richard Mayhew, iyi kalpli ve sıradan bir hayatı olan ana karakterimiz. Bir gün Londra kaldırımında kanlar içinde bulduğu bir kıza yardım etmek için duruyor ve yardımseverliği onu var olduğunu asla hayal etmediği bir dünyaya itiyor: Aşağı Londra'ya. Ve eğer bir gün bildiği Londra'ya dönecekse canavarların, azizlerin ve katillerin içinde olduğu bu karanlıklar şehrinde hayatta kalmayı öğrenmesi gerek.
En sevdiğim Neil Gaiman işi oldu. Kitabı elime aldığımda kendimi bir anda bambaşka bir dünyanın içinde buluverdim. Sade diliyle öylece akıp gitti. Tek bir sayfasından, cümlesinden dahi sıkılmadım. Sonlara yaklaştıkça "keşke bitmese" dedirtti. Tam bir eleştiri sayılmaz ama karakterlerden mi yoksa kurgudan mı bilmem bir şeyler eksik gibi hissettirdi. Yine de keyif aldım tabi kitaptan. Zaten önemli olan da o :)
Uzun bir süredir bu tarz bir fantastik kurgu arıyordum ve beğendim. Kitap, okurken çok kafa karıştırıyor ama bir noktadan sonra bu durum toparlanıyor ve kitabın dünyasına girmek çok daha kolaylaşıyor okuyucu için. Okurken çok zevk aldığım bir kitap oldu ve Galaxy "Alex" Stern karakterine bayıldım. Devam kitabını bekliyorum.
Kum, konusunu ilgi çekici bulup okuduğum bir kitaptı ama beklentilerimi pek karşılayamadı. Kurgusunu yeterince iyi bulamadım. Yazar, karakterlerin içinde bulundukları kıyamet sonrası dünyayı yeterince iyi değerlendirememiş. Bence yazar bu "vahşi yeni dünyayı" okuyucuya çok daha iyi anlatabilirmiş, kitabı okurken çoğu zaman bir serinin ilk kitabını okuyormuşum gibi hissettim. Kitapta, bu dünyanın nasıl bu hale geldiğiyle ilgili şeyler okumak isterdim açıkçası. Ama bütün bunlara rağmen kitabın akıcı ve sade bir dili olduğunu söyleyebilirim.