Adı:
Yokyer
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
372
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053750628
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Neverwhere
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Genç ve iyi kalpli Richard Mayhew'un sıradan hayatı, bir kaldırımda karşısına çıkan yaralı genç kızın hayatını kurtarmasıyla sonsuza dek değişir. Bu iyilik Richard'ı var olduğunu hayal bile etmediği bir dünyayla şehrin altındaki terk edilmiş Metro istasyonları ve kanalizasyonlarda gelişmiş karanlık bir yaşamla tanıştırır. O artık, yarıklardan düşen insanların yaşadığı Aşağıtaraf'ın bir parçasıdır... ve eğer bildiği dünyaya dönmek istiyorsa, gölgelerin ve karanlığın, canavarların ve azizlerin, katillerin ve meleklerin şehrinde yaşamayı öğrenmek zorundadır...

Gaiman, basitçe söylemek gerekirse, hikâyelerin hazine evi gibi ve biz de ona sahip olduğumuz için şanslıyız...
-Stephen King-

Bu kitabın bitmesini hiç istemedim... Avcı, Islington, Door... bu karakterler artık hayatımın bir parçası... Yokyer beni çok mutlu etti.
-Tori Amos-

Gaiman bir usta... Alanındaki hiç kimse bundan daha iyi olamaz...
-Peter Straub-
372 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Bundan yaklaşık 3 yıl evvel, kitap sohbetleri yaptığım bir arkadaşımın tavsiye ettiği iki fantastik eserden biriydi bu. Diğeri de Yerdeniz... Nedense 3 yıl boyunca bir türlü bu kitaba sıra getirememiştim. Ta ki, yine bu sitede, kitap zevkimin uyuştuğu bir arkadaşımın bu kitaba başladığını görene dek...
Ve kitabı okurken, kitabın raflarımda durup da okumadığım her gün için kafamı duvarlara vurmak istedim:)
Kitap, olmayan bir yerdeki olmayan insanların hikayesi aslında... Yazar varlık ve yokluk arasındaki dengede yepyeni bir dünya kurmuş ve içine de inanılmaz keyifli bir olayı yedirmiş.
Bence en belirgin özelliği, okuduğum en ince fantastik eserlerden biri olması. Malum, özellikle fantastik edebiyatta yazar yepyeni bir dünya yaratır ve bunu okuyucuya tam olarak verebilmek için uzun sayfalarca betimlemelerden faydalanır. Ancak bu kitap betimlemenin çok az, olay akışının çok yoğun olduğu ancak buna rağmen mekanı ve ortamı hayal etmede hiç sorun yaşatmayan bir kitap.
Bir diğer sevdiğim nokta da, başrolümüzdeki Richard'ın başta olmak üzere tüm karakterlerin aşırı doğal konuşmaları. "Gerektiğinde saçmalayabilme" bugüne kadar sadece Otostopçunun Galaksi Rehberi'nde okuduğum bir özellikti, bu da iki etti.
Kitaptaki yazım tekniği ile de değinmek istediğim bir nokta daha var ki, kitapta bir an devrimi döndürdü. Her ne kadar kitap baştan sona 3. şahıs tekniği ile yazılmış olsa da okuyucunun kitap boyu dahil olmadığı standart bir yapı mevcut. Ancak kitabın ortalarındaki tek bir cümle ("Şimdi hepsinin rüyalarını izliyoruz" tarzındaydı") tüm gerçekliğimi yıktı... Kitap boyunca aralarından biri olarak ekiplerinin bir üyesi gibi yanlarında adeta koşmuşken, bu tek cümle beni resmen bir an kitaptan kışkışladı, gerçekliğime döndürdü, ve kendimi kanepemde elimde kitapla oturuyor olduğumu farkettirdi. Bu, fantastik romanlarda ilk kez yaşadığım bir histi ve "Deadpool gerçekliği"ni hissettim. (Rüyalar bitip de karakterler uyandığında yine yanlarına dönmüştüm karakterlerin. Yazar bile beni o kadar uzak tutamadı kitabından:) )
Sonuç olarak, Neil Gaiman'a hayran kaldım. Çok zeki ve yaratıcı olduğuna kanaat getirdim. Beklentimin çok üstünde bir kitap oldu. Bir sonraki kitabını okumak için sabırsızlanıyorum.
372 syf.
·8/10
Neil Gaiman'ın okuduğum ilk romanıydı ve şimdiye kadar neden okumadım ki dedirten bir kitaptı. Londra' da yerin altında geçen hikaye fantastik olmasına karşın çok fazla fantastik öge içermiyordu, yazar fantastik kurgu yazarken bu kadar az fantastik öge kullanmamayı çok güzel başarmış.
Dili çok akıcıydı, sayfalar çok hızlı akıp gidiyordu hele ki yazarın farklı ve orijinal betimlemeleriyle çokta zevkli ilerliyor. Karakterleri de çok sevdim, her karakterin farklı ve çekici bir özelliği mutlaka vardı.
Bu tarz kitaplarda sıkça rastladığımız sıradan baş karakterin olayların başlamasıyla daha önce bilmediği yeteneklerinin farkına varması gibi bir durum yaşanmıyor ki bu benim çok hoşuma gitti.
Gaiman hikayeyi çok güzel bir şekilde işlerken gizemli havayı da başarılı bir şekilde korudu. Özellikle Marquis de Carabas, Bay Croup ve Bay Vandemar'ın olduğu bölümleri zevkle okudum, en çok bu karakterleri sevdim.
Genel olarak güzel bir kitaptı, yazarın kurduğu yeraltı dünyası esri olsa bence çok güzel olurdu, kitapta bir şey eksikti ya da kitap fazla kısa geldi emin değilim beni tatmin edemeyen küçük bir nokta var ama ne olduğunu tespit edemedim.
295 syf.
·16 günde·8/10
Yokyer'i, Amerikan Tanrıları'ndan önce okuduğum için kendimi şanslı sayıyorum. Başta Amerikan Tanrıları sonrasında da Yokyer Gaiman'ın en çok övülen, adından en çok söz ettiren romanları. Gaiman'ın ne kadar deli bir şekilde hayal gücü olduğunu, bu türü seven sevmeyen herkes biliyordur diye düşünüyorum ve bu iki durum birbiri ile toplanınca da haliyle kitaptan beklentim çok fazla oldu ama maalesef beklentimi tam manası ile de karşılayamadı. Kitap içindeki hayal gücüne, fantastik öğelere, atmosfere bana göre 10 üzerinden 10 puan ama kitaptaki konuya maalesef 10 puan veremiyorum. Günümüz dünyasında geçen fantastik kitaplarda havada cevapsız soru işareti veya işaretleri kalıyorsa maalesef o kitap her ne kadar da deli bir kurgusu ve evreni olsa da tam olarak beğenemiyorum. Bu kitapta da olaylar vs. gelişiyor ama neden gelişiyor, kim kimdir diye anlamadan okuyunca yani fazla detay olmayınca dediğim gibi hoşuma gitmedi gitmiyor; umarım Amerikan Tanrıları bu kitabın iki katı hacminde olduğu için daha bol açıklamalıdır daha çok cevap alırım diye temennide bulunuyorum ve başta da dediğim gibi bu kitabı önceden okuduğum için Amerikan Tanrıları beklentim biraz azaldı diyebilirim ve bu durum benim için çok iyi bir şey.

Gaiman'ın hayal gücüne, betimleme şekline, cümlelerine bayıldım diyebilirim. Kötü karakterlerin yer yer okurken güldürmeleri, betimlemelerde benim gibi kedi manyağı olan Gaiman'ın kedileri bol bol kullanarak tasvirlerinde kullanması çok hoşuma gitti. Betimlemelere bayıldım ama gel gör ki betimlemeler de üst paragrafta da dediğim gibi eksiklik var, maalesef işin fantastiklik tarafında betimle hiç yok desem doğrudur.

Fantastik edebiyata hakim olan kişilerin daha çok zevk alacağını, türe aşina iseniz okumanızı tavsiye edebileceğim bir eser diye düşünüyorum. Kitabı bitirdikten sonra az betimlemenin olduğu evreni hayal etmekte zorlandı isek hazır görsele dönüşmüş hali olan 1996 yapımlı mini dizisini izleyebiliriz: http://www.imdb.com/title/tt0115288/
372 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Usta yazardan tek kelime ile mükemmel bir roman. Richard Mayhew, Jessica adlı bir kızın sevgilisi ve bir şirkette çalışan silik biridir. Bir gün Jessica ile bir buluşmaya giderken yaralı bir kız görür ve ona yardım eder. Kızın adı Door'dur ve Aşağı Londra'da kendini kovalayan iki kiralık katil Bap Croup ve Bay Vandamar'dan kaçmaktadır. Ailesini birileri öldürmüştür ve intikam istemektedir Door. Aynı zamanda usta bir kapı açıcısıdır. Kendisine bu uğurda Marquis De Carabas ve Avcı yardım ederken Richard da bu olaylara dahil olur ve Londra'nın yer altında pek çok olay yaşanmaya başlar. Düğümü çözmek için Islington adında bir meleğe başvururlar ve Kara Keşişler'den bir anahtar almaları gerektiği söylenir. Ancak bu hikayede bir kişi sanıldığı kadar güvenilir değildir. Acaba Door intikamını alabilecek midir? Richard eski hayatına dönebilecek midir? Dönerse eğer mutlu olabilecek midir? İyiler mi kazanacaktır bu hikayenin sonunda? Soluksuz okunan bir roman. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.
372 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Yokyer okuduğum ilk Neil Gaiman kitabıydı, dili, anlatımı, kurgusu beklentilerimin çok ötesindeydi. Bir bilim kurgu - fantastik hayranı olarak kitabı çok beğendim ancak bu türe uzak olanların da kitabı en az benim kadar beğeneceğine eminim.
Kitabın konusunu, alıntılar kısmında da paylaştığım aşağıda ki bölümde gayet güzel anlatılmakta;

"Richard zihnindeki günlüğe bir şeyler yazdı.
Sevgili günlük, diye başladı. Cuma günü bir işim, bir nişanlım, bir evim ve mantıklı bir hayatım vardı. Sonra kaldırımda kanaması olan yaralı bir kız buldum, ve bir yardımsever olmaya çalıştım. Şimdiyse ne nişanlım, ne evim, ne de işim var ve Londra caddelerinin bir kaç yüz metre aşağısında, intihara meyilli bir meyve sineğinin tahmini yaşam süresiyle yürüyorum."

Yokyerle birlikte Neil Gaiman favori yazarlarım arasına girdi. Bu kitabı türe yakın - uzak herkese tavsiye ediyorum.
372 syf.
·26 günde·8/10
Vize haftamda kitabı bitirebilmek için kütüphaneye gittim ve tam 3 buçuk saatimi ayırdım. Amerikan Tanrıları'na nazaran daha ensiz bir kitaptı fakat beni daha çok mutlu etti. Kitabın atmosferini ve kurgusunu çok sevdim. Yaşadığımız dünyanın gördüklerimizden ibaret olmadığını düşündürtüyor kitap. Bazen en çok isteğimiz şeyi, aslında o kadarda istemediğimizi fark ederiz. Önceden alışkanlıklarımız elimizden alınınca gözümüz kararır durumu eski haline getirmek için gerekirse canımızı ortaya koyarız. Amacımıza ulaşınca da sıkılmaya başlarız. Değişime karşı daha toleranslı olmamız gerekir.
Kitabı okuyan biri bu yargılara nasıl vardığımı sorgulabilir fakat kitaba sadece kurgu düzeyinde bakmak bana sıkıcı geliyor. Yokyer' de sadece kurguya bakarsak eğer biraz çocuksu ve abartılacak bir şey olmadığını görebilirsiniz. Kurgudan ikinci hatta üçüncü manalar çıkarmak beni daha çok mutlu ediyor.
Kısaca kitabı sevdim, okumayı düşünenlere öneririm.
372 syf.
·9/10
Kitap tıpkı baş kahramanı gibi yarı gerçek yarı fantastik diyebiliriz. Başka bir deyişle gerçek birinin gözünden fantastik bir düya anlatılıyor. Başta bu dünya Richard Mayhew'a ne kadar kabus gibi görünse de karmaşık ve acımasız olmasının yanında kendine has kuralları Richard'la birlikte okuyucuyu da cezbediyor. Aşağı Londra'da kimsenin birinden gördüğü iyiliği unutmuyor ve hayatı boyunca bunu geri ödemenin bir yolunu arıyor olması beni çok etkiledi.
372 syf.
·26 günde·Beğendi·9/10
Geçtiğimiz ay İskandinav Mitolojisi'ni okuduktan sonra içimde tarif edilemez bir Neil Gaiman okuma istediği olmuştu. Yokyer'i de bu bağlamda aldım ve aldığım gibi de başladım. Kitabı çeşitli sebeplerden dolayı 26 günde okumuş olsam da neden çoğu kişinin favori kitabı Yokyer'miş çok iyi anladım.

Kitabımız, sıradan bir Londra'lı olan Richard Mayhew adındaki bir adamın, kaldırım kenarında yaralı bir kadın bulmasıyla değişen dünyasını ve eski hayatına geri dönme çabasını anlatıyor. Londra'nın altında bambaşka bir dünya olduğunu öğrenen Richard'ın; bir melekle, bir tilki ve bir kurda insandan daha çok benzeyen iki katille, bir üç kağıtçıyla, ihtiyar bir evsizle, ve kaldırımdaki yaralı kadın Door'la Aşağıtaraf adındaki gizemli dünyada çıktıkları tehlikeli yolculuktan sağ çıkmaya ve bir cinayeti çözmeye çalışmalarını okuyoruz.

Yokyer ile ilgili söyleyeceğim ilk şey Neil Gaiman gayet basit bir dünya yaratmış ve muhtemelen bu dünyayı bu kadar anlaşılır ve inanılır yapan da bu. Adamın asla kendini kanıtlama çabasına girmemesini ve harika dünyalar yaratmayı çok kolaymış gibi göstermesine bayılıyorum. 🤷‍️

Kitabımızın ana karakteri Richard Mayhew azıcık gerizekalı olmasına rağmen sinir olmadığım nadir karakterlerden. -çünkü biliyorsunuz ki o azıcık salaklık kitaplarda ne gibi olaylara sebep oluyor- Her ne kadar kendisine sinir olmamamdaki asıl sebep yanında yapmakta olduğu hataları önleyen ve önleyemediklerinin de en az hasarla sonuçlanmasını sağlayan Marquis de Carabas gibi bir karakter olsa da -kendisinin ana karakter olduğu bir yan kitap var ve okumak için sabırsızlanıyorum ay ay- Richard beyefendinin de hakkını yiyemem, Yokyer ile benzeşen hikaye başlandıçları olan kitaplardaki gibi üç saniye önce var olduğunu öğrenen bir dünyaya hemen uyum sağlayan aptal karakterlerden de değildi yani. Okuması eğlenceli, hatalar yaparak öğrenen, aynı hataları suyunu çıkarana kadar tekrar etmeyen ve aklıma James McAvoy olarak kazınmış -buraya sonra değineceğim- bir Gaiman karakteri oldu.

Kitapta sevmediğim bir karakter yoktu sanırım. Yokyer, hepsi de okuması çok zevkli hikayelere sahip geniş bir karakter yelpazesi olan bir kitaptı. Favori karakterlerim Door ve Carabas'a dair daha çok şey öğrenmeyi dilemiş olsam da hiçbir karakterin geçiştirilmediğini ve hepsinin kendine ait "değerli" bir hikayesi olduğunu söyleyebilirim.

Kitabın sevmediğim tek şey sonuydu fakat öğrendim ki yazarımız, tatlış Neil Gaiman abimiz Yokyer'e ikinci bir kitap yazıyormuş. Gerçi kitabın çıkacağı haberini geçen yıl duyurduğuna göre hala kitabın sonunun yetersiz olduğundan ve aşırı açık uçlu bittiğinden bahsedebilirim. İkinci kitabın adı Seven Sisters olarak duyruldu ve adından anladığım kadarıyla Yılan kardeşleri temel alacak ama içinde Door, Carabas ve Richard da olsa çok iyi olur.

Yorumu bitirmeden önce bahsetmek istediğim iki şey var; birincisini bu yorumu yazarken kitabı karıştırmam sonucunda fark ettim. Neil Gaiman kitap boyunca deli gibi foreshadowing yapmış. Kitaptaki ters köşelerden o kadar dikkatim dağılmış ki okurken hiç fark etmemişim. Kitabı tekrar okumak ve bu durumun zevkini çıkara çıkara okumak için sabırsızlanıyorum.

Bahsetmek istediğim son şey ise Yokyer'in radyo oynu. BBC Radio 4 başrolünde James McAvoy, Natalie Dormer ve Benedict Cumberbatch gibi isimler var ve ben kitabı okurken bir yandan da bu oyunu dinledim. Aldığım zevk tarif edilemez. Bu kadroyla bir dizi gelseydi ortaya çıkacak işin efsaneliğini düşünebiliyor musunuz?
372 syf.
·Beğendi·8/10
Oldukça güzel, gayet hayal gücünüzü çalıştıran Gaiman'ın her zaman ki zıpır, uçuk anlatım tarzıyla anlattığı bir kitap. Ancak bu anlatım tarzı zaman zaman insanı çok zorluyor. Öyle ki bazı tasvirlerin, fantastik edebiyatın tanrısı, dahi bir yazarın yaratıcılığının bir eseri mi, yoksa krize girmiş bir uyuşturucu müptelasının sanrıları mı anlaşılmıyor.

...Züppe, Ruislip'ten rahat rahat bir kafa daha uzundu Öte yandan Ruislip, her biri tamamen domuzyağıyla dolu, büyük birer deri bavul taşıyan dört züppe kadar çekiyormuş gibi görünüyordu.

... Bay Croup gülmeye başladı. Kopmuş parmaklardan oluşan bir duvardaki tırnakların üzerinde çekilen kara tahta gibi çıkıyordu sesi.

... Sonra bir ses çıkardı. -bir elli boyunda ve insan etine zaafı olan bir guguk kuşunun çıkarabileceği türden bir gu-guk gu-guk vb.

Ama gerçekten korkunç yaratıcı bir konsept üstüne kurulmuş. Rahatlıkla devamı yazılabilecek bir kitap olmuş. Yazarın tarzına alışık olmayan sevmeyebilirler. Kişisel görüşüm, alışveriş listesinin en önünde olmasa da, daha kesin kararlarınız yoksa ilk onda olabilir.
372 syf.
·Puan vermedi
Okuduğum ilk Neil Gaiman romanı. Fantastik roman sevenlere kesinlikle öneririm. Bildiğimiz dünyayla birlikte var olan, son derece yaratıcı bir şekilde tasarlanmış, sıra dışı karakterlerle doldurulmuş, tehlikeli ‘Aşağıtaraf’. Hemen her fantastik romanda olduğu üzere bir yolculuk ve kendini tanıma öyküsü, ama kabak tadı vermeden…
372 syf.
·8/10
Fantastik edebiyat sevenler için oldukća güzel bir kitap.Neil Gaiman'ın bir kitabını ilk defa okudum,eser oldukça akıcı ve fantastik dünyanın kapılarını zorluyor.Richard adlı kahramanımızın sıradan ve bunaltıcı hayatından -ve laf aramızda itici sevgilisinden- ayrılıp yaşadığı macera anlatılıyor.Yazarda dikkatimi çeken şey sempatik karakterler yaratması oldu yani kötü karakterleri bile sevdim diyebilirim.Yazarın bu eseri en iyi iki kitabından biri olarak gösteriliyormuş o yüzden merak ettim fakat şunu söylemem lazım ki fantastik edebiyat benim tarzım değil,ben okuduğum kitapta hep alıntılanabilecek sözler ararım ya da olayın kendisi vurucu olmalıdır.Bu edebiyat sahası o zevki bana vermiyor yine de fantastik tarzı sevenler için Londra şehrinin altı sizi bekliyor diyebilirim.
372 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Merhabalar 2017 yılının okuma hedefimi Yokyer ile tamamlamış bulunuyorum. Bu benim için güzel bir şey çünkü sonsuza kadar tamamlanmayacak gibi geliyordu. Okuma hedefimi Neil Geiman ile tamamlamam hoş bir tesadüf oldu çünkü adamın romanlarını okumak, anneanne evine dönmek gibi ayrı bir nostaljisi, ayrı bir havası var. Sanki böyle ağlarken alıp seni teselli edecek, sıcak çikolata yapıp "her şey geçti " deyip omzunu pışpışladıktan sonra güzel diyarlara götürecek gibi. (an itibariyle en duygusal yorumumu yazmış bulunmaktayım. Neyse) yazarın daha önceden Mezarlık Kitabını okuduğum için Yokyer bana biraz daha tanıdık geldi. Aynı masalsı hava aynı masumlukta karakterler.. Yokyer benim severek okuduğum bir kitap oldu özellikle Richard hayatını geri almak isteyen kahraman olmak istemeyen, (ama yine de olan) biraz saf karaktere kanım çok ısındı yani kitap hakkında senin google'dan öğrenebileceğin konusu haricinde buraya yazacak şeyler aklıma gelmiyor. Güzeldi eğlenceliydi son kısmını tam bir sayfa önce tahmin etmiş olmam benim sezgilerimin zayıflığından kaynaklanıyor sanırım :D mutlaka kitabı al ve oku çok seveceksin.
Kitaba puanım: 5/5
"İyi bir kalbi var." dedi Richard'a. "Bazen, nereye gidersen git, güvende olman için bu yeterlidir."
Her zaman istediğin bir şeye hiç sahip oldun mu? Ve sonra onun istediğin şey olmadığını anladın mı?
...şiddet kabiliyetsiz olanların son sığınağıdır ve boş tehditler korkunç derece beceriksiz olanların son mabedidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yokyer
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
372
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053750628
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Neverwhere
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Genç ve iyi kalpli Richard Mayhew'un sıradan hayatı, bir kaldırımda karşısına çıkan yaralı genç kızın hayatını kurtarmasıyla sonsuza dek değişir. Bu iyilik Richard'ı var olduğunu hayal bile etmediği bir dünyayla şehrin altındaki terk edilmiş Metro istasyonları ve kanalizasyonlarda gelişmiş karanlık bir yaşamla tanıştırır. O artık, yarıklardan düşen insanların yaşadığı Aşağıtaraf'ın bir parçasıdır... ve eğer bildiği dünyaya dönmek istiyorsa, gölgelerin ve karanlığın, canavarların ve azizlerin, katillerin ve meleklerin şehrinde yaşamayı öğrenmek zorundadır...

Gaiman, basitçe söylemek gerekirse, hikâyelerin hazine evi gibi ve biz de ona sahip olduğumuz için şanslıyız...
-Stephen King-

Bu kitabın bitmesini hiç istemedim... Avcı, Islington, Door... bu karakterler artık hayatımın bir parçası... Yokyer beni çok mutlu etti.
-Tori Amos-

Gaiman bir usta... Alanındaki hiç kimse bundan daha iyi olamaz...
-Peter Straub-

Kitabı okuyanlar 230 okur

  • Zeynep Sude
  • Süheyla Kanyılmaz
  • Şadan Çağlar
  • Emre Doğan
  • erva
  • Mehmet Topbaş
  • Yiğit Koçyiğit
  • Fırat Dizdar
  • Saadet
  • Cihat Davutoğlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.3
14-17 Yaş
%5.3
18-24 Yaş
%26.7
25-34 Yaş
%29.3
35-44 Yaş
%32
45-54 Yaş
%2.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.5
Erkek
%32.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.1 (32)
9
%25.5 (28)
8
%30 (33)
7
%9.1 (10)
6
%3.6 (4)
5
%0.9 (1)
4
%0.9 (1)
3
%0.9 (1)
2
%0
1
%0