Kendini ilk kez gerçekten görüyordu. Gözleri görmek için yaratılmıştı Ama o ana dek Dünya'nın sürekli değişen görüntüleri ile dolu ve kendine bakmak yerine dünyaya bakmakla meşguldüler.
O zamana değin kendini tanımadığı için kadınların aşkını üzerine çekmenin varoluşunun bir parçası olduğunu, kadınların da ona bu nedenle uzandıklarını bilmiyordu.
Halbuki güzelliği içlerinde hisseden insanlardan olsalardı, o parlayan gözlerin ve hararetlenmiş yüzün gencin aşkla ilk tanışmasının belirtisi olduğunu anlayabilirlerdi.
Hep dinsiz olmuş, rahiplerle ve ruhlarının ölümsüzlüğüyle tatlı tatlı dalgasını geçmişti. Bu hayatın ötesinde bir hayat yoktu ona göre; hayat o anda ve oradaydı, sonrası ise sonsuz kör karanlıktı. Oysa kızın gözlerinde gördüğü şey ruhtu... hiçbir zaman ölmeyecek olan ebedi ruh.
Gencin ballandıra ballandıra anlattığı şeyler ve yaşadığı maceralar bütün gelenekleri yerle bir ediyordu. Onun zahmetsizce anlattığı tehlikeler ve güler yüzü karşısında hayat artık ciddi çabalardan, denetim ve kısıtlamalardan ibaret bir olay olmaktan çıkmış; oynanıp alt üst edilecek, kaygısızca yaşanıp keyfi çıkarılacak, sonra da umursamadan fırlatılıp kenara atılacak bir oyuncak haline gelmişti.