Sizi tanıyınca, birincisi, kendimi daha iyi tanıdım ve sizi sevmeye başladım; küçük meleğim, sizden önce, tek başımaydım ve yeryüzünde uyuyor, yaşamıyordum sanki. Onlar, bana zalimlik edenler, çehremin bile uygunsuz olduğunu söylüyorlardı ve hor görüyorlardı beni, kendi kendimi hor görür olmuştum; kütük gibi olduğumu söylüyorlardı, ben de gerçekten kütüğüm ben, diye düşünüyordum
Bunun karşısında ruhen düştüm, canım, yani başta, hiçbir şeye yaramadığımı ve ayakkabımın tabanlarından sadece biraz daha değerli olduğumu hissederken, kendimi daha anlamlı bir şey saymak edepsizlik gibi geldi, tersine, kendi kendimi edepsiz ve belli ölçüde terbiyesiz biri olarak görmeye başladım.
Ama, kendi kendime saygımı nasıl kaybettim, nasıl iyi niteliklerimi ve kendi değerimi reddetmeye kalkıştım, her şeyi kaybeder etmez de düşmeye başladım!
Bekçiler hep böyledir ama bana ne bekçiden? Hepsi kaba ve tatsız bir his bırakır insanda, kısacası, hepsi aynıdır; insan hep kendi durumuna uygun bir şeyle karşılaşır, hep böyle olur bu.