Kitapta herkesin insan biyolojisiyle alakı bir uğraşı var. Eski karakterler olsun yeni karakterler olsun. Hepsi insan biyolojisiyle uğraşıyor. Ama şöyle bir şeyde var ki insan biyolojisine merak uyandırmayan birisi ya da insan biyolojisine merakı olmayanlar için sıkıcı gelir. Onun dışında karakterlerin bilim hakkında her şeyi bilmesi merak ettikleri her şeyi araştırması okuduğum kitaplardan gördüğüm karakterlerden de bambaşka bir hayatları var.
Kitabın başlama kısmı Alefin Meryamı kaçırmasıyla başlıyor.
Bütün karakterler kaçırılmadan sonra neredeyse bir araya geliyor.
İlerleyen kısımlarda tam anlamıyla tanışacağımız olan Devin ve Galen. Galen mafya diğer adıyla fiyolog. Çocukluk dönemini okuduğum zaman gerçekten güçlü karakterli iki kişi gördüm karşımda
Galen’nin Teslaya olan aşkı yani çocukluk aşkı. Kimisi için klişe gelebilir ama o kısımda bir detay dikkatimi çekti Galen bir satırda diyor ki; “Bana baktığında gözlerindeki endişe ifadesi gidip bir anda yüzünde sıcacık bir gülümseme olmuştu.” Galen Tesla’yla göz göze gelene kadar o küçücük yaşına rağmen ölmeyi diliyordu. O küçücük bedende olan minik kız, gülümsemesiyle Galen’nin hayatta hala bir şeyler için çabalanması gerektiğine inandı.
Bir teorim daha var Galen o yaşına kadar sevilmemiş dışlanmış bir sokak çocuğuydu. Karşılıksız yaptığı iyilikte karşılığını küçük tebessümle taçlandırması hayata karşı sıkıca tutulması gereken bir ipini bulmuş gibi. O küçük yaşında Teslayı kafasına takıp takıntılı da olmuş olabilir.
Alef beklediğim karakterin tam tersi çıktı sanırım psikopat?
Alef çılgın psikopatın teki!
Sonunun kesinlikle böyle bitmesini beklemiyordum şok oldum.Normalde kitap okuduğum da kitabın sonunu ya da bir sonraki sayfasını hep tahmin edebilirdim ama bu kitapta edemedim. Pia Mater genel olarak