"Tütünümü anahtarımı aldım,evden tam çıkıyorum,bir şeyin eksik olduğunu,eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim.Önemsemedim.Yol, bana uygun bir ruh önerebilirdi."
"Ne olmuştu da, "Seninle dünyanın her yerine gelirim," diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı. Nerelere gidiyordu? Gelirken getirdiği bakışlar ne dalgaydı? Hangisi Müzeyyen'di? Ya da Müzeyyen kimdi? Ilk tanıdığım kimdi, şimdiki kim?"
Ben aşkı şiirlerde, romanlarda olduğu gibi bir parlak yaz gecesinin mehtabında başlayıp sabahında biten bir rüya addedenlerden değildim.Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti.