Nasıl ki başarının verdiği kibir ya da kazanmanın zevki kumarbazın gözünden bahiste kazanacağı ödülden daha değerliyse, "ego" da artık onun için ikincil bir hedeften ibaretti.
Sefaletin payına düşen tek hiciv, adalet ve hayırseverliği haksız inkârlara mahkûm etmektir. Bahtsızlar, topluma yalancılıktan hüküm giydirince Tanrı'nın merhametine daha büyük bir istekle sığınır.
Zamanında böyle güzel bir kitabı yarım bıraktığıma inanamıyorum. Yaklaşık 80 sayfa okuduktan sonra bana göre olmadığını yeterince ilgimi çekmediğini düşünüp bırakmıştım ki kitapları yarım bırakmak hiç adetim değildir. Körlük kitabının yarattığı etki bu kitapta yer bulmamıştı. Neyse ki kitaba tekrar şans verdim ve tamamen odaklanarak okudum.
İlk başlarda olaylar daha topluma veya genele yönelik anlatılıyorken, giderek iki insan arasındaki diyaloglara, daha özele yer verildi. Bir zaman sonra kitabın benimle sohbet etmesine, Saramago'nun okuyucunun kafasındaki sorulara sanki beyin okur gibi cevap vermesine, ölümün tırpanı ile konuşmasına, birçok yerde beni çokça düşündürmesine ve en çok da kitabın sonuna hayran kaldım diyebilirim. Yazarın yazım tekniğinin farklılığı göze çarpıyor fakat alışılması güç değil. Siz kitaba kendinizi bırakın, hikaye çok güzel bir şekilde akıp gidecek.