Karanlıkta iki gölge, umutsuz, ağır alacakaranlıkta birbirine uzanıyor. Elleri birleşiyor ve ışık, yüz altın kupadan dökülen bir güneşmişçesine sel olup yayılıyor.
Kâğıdı alıp dizime yasladım. Ve üzerine, son hatırladıklarımı
da karaladıktan sonra karanlığa aldırmadan, sıra geldi zihnimi
hâlâ ayakta tutan üç kelimeye. Onlar da telaffuz edildiği zaman
tek bir Kayra kalmayacak geriye.,.
Hem yazıyorum, hem söylüyorum yüksek sesle:
"Hiçbir şey yok ! Hiçbir şey yok. Hiçbir şey yok..."