Bir gemide ,en ön direğin en tepesindeki gözetleme yerinde oturup denizin, aslında koku da değil, bir soluk, bir soluk veriş, bütün kokuların bitişi olan sonsuz kokusunun içinden uçar gibi geçmek,bu solukta zevkten eriyip dağılmak düşü, en sevdiği şey oldu.
ROMEO :Saygısızlık edersem bu kutsal tapınağa şu değersiz elimle ;razıyım çekmeye cezamı:Dudaklarım,bu iki utangaç hacı,yüz sürüp mihrabına hazırdır bu kaba teması nazik bir öpüşle yumuşatmaya. JULİET : iyi yürekli hacı !Haksızlık ediyorsun eline saygılı bir bağlılık var tutuşunda ;Hacıların eline ermişlerin eli değer,onlar böyle avuç avuca öpüşürler. ROMEO : Dudakları yok mudur ermişlerle hacıların ? JÜLİET : Vardır ,ama Tanrı’ya yakarmasa kullanırlar.