Oysa biz bir gecede yalnızca iki- üç saat derin uyku da kalırız .Uyku süremizin geri kalan kısmında , bilinçdışı zihnimiz görev başında değildir.Canı sıkılır.Eğlence arar.Kalkar,elindeki malzemeyle oynar.Yani bir bakıma ,kendi kendiyle oynar.Anıları canlandırır,imajlar yaratır,verileri yeniden sıraya sokar ,heyecanlı hikayeler uydurur.Buna rüya deriz .
Küçük mucizeleri kabul ettiğimiz zaman kendimizi büyük mucizeleri hayal edebilecek yeterlilikte hissederiz.Bir istiridyenin içinden parlak,canlı,lezzetli bir canlının çıkabileceğini kabul ettiğimiz anda,aynı kabuktan Afrodit’in geleceğini de kabul etmişiz denektir.Bununla da yetinmeyerek,Afrodit’in kabuğundan büsbütün uzaklaşacağını ,kendine bir stüdyo daire edineceğini,tıpkı istiridye gibi onu istediği biçimde donatacağını da düşünebiliriz;ama hayal gücü,pek zengin değilse bu noktadan önceki bir yerde durmak zorundadır.