Kalbime , hayal kırıklığıyla bilenmiş bir sancı saplanıyor.Dudakların sahibini bulup,”Hayatlarımız, şımarık turistlerin küçük kaçamaklar için uğrayabileceği sayfiye yerleri değil, beyefendi.İnsan kalamayacağı yerlere gelmemeli, tutamayacağı sözler vermemeli.Sahip olmadığı şeyleri, aşkı mesela, onun için her şeyden vazgeçmeye hazır birine vaat etmemeli.Umursamadığı bir kalbin kapısını, sırf meraktan çalmamalı insan. Kalbimin kapılarını açarken size, ‘Ne olur beni incitmeyin’demedim.İnciteceğinizi çünkü, düşünmemiştim”demek istiyorum.Yapamıyorum.İçimden bir ses diyor ki bana,”İncitmiş biri olarak,incinmeyi de hak ettin elbet.Her kalp, diğerinin intikamını alır;herkes,başkalarını kırdıkları tarafından kırılır.Adaletin bu ilahi tecellisine ayılamadın mı hâlâ?Uyansana!”
Ölüm arzusuna en yaklaştığım anlarda bile, olsa olsa o çok sevdiğim romanda söylendiği gibi “intihar etmeyeceksek, içelim bari” deyip kendime bir duble içki hazırlardım.
Bazılarımız ölemeyecek kadar korkak, hayatta kalacak kadar cesur olur. Bazılarımızda işte böyle sadece sarhoşken cesurdur.