İnsanın varoluşu, özgür iradeyi içermez.Nasıl ki dünyaya gelmeyi seçmediyse, yaşamını da kendi belirleyemez. Sınırlandırılmış bir dünyada,onun için hazırda tutulan role bürünür.Hayallerinin peşinden gittiğine inanda da,önünde akan bir nehrin içinde kendini bulmuştur.
Bu durum,Bali’de Pascal’ın “ Beni buraya kim koydu?” sözünü hatırlatır.
Unutmayın , Nietzsche’nin amacı aydınlığı değil karanlığı getirmektir ve bizden kendi aydınlığımızı yaratmamızı istemektedir.Onun ulaşmak istediği en büyük dağı budur. Kendi ılığını kendi yakabilen insanlara ulaşmaktır onun gayesi. Peki her geldiğimiz hayatta kendini tekrar eden bu döngüye gireceksek ulaşacağımız çıkış noktası ne olabilir? Değişmeyen bir sistemin içinde hapsolan bizlerin elinden ne gelebilir ki? İşte bu noktada bizden Bugün Askında Dündü ( Groundhog Day) filmindeki Phil gibi olmamızı ister Nietzsche.Her sabah aynı güne uyanan Phil, artık elinden hiçbir şey gelmediğini anladığında kaderine razı olur ve içine hapsolduğu hayattan zevk almaya karar verir.Bahsettiğim bu durum Nietzsche’nin kaderini sevmek üzerine kurmuş olduğu ve Stoacıların da üzerinde çok durduğu “Amor Fati” görüşüdür.