Mevsim, yazdan sonbahara dönmek konusunda kararsızlık yaşıyordu ve ağlamamı duyunca ölgün bakışlı bir sonbaharda karar kıldı. Meraklı siyah bulutlar, böylesine hıçkırıklarla kimin ağladığını görmek için şehrin üzerine çullandılar.
Ne kadar garip! Bütün insanlar öleceğini bildiği halde mutlu olmayı becerebiliyorlar. Ama ölüm tarihi ile ilgili bir zaman diliminden söz edildiği anda bir daha o mutluluğu yakalamanın imkânı yok.
Her neyi kabul etsem ya da reddetsem veya o şeyden kuşkulansam, bu eylemleri yapan olarak kuşkuyla ortadan kaldıramayacağım tek şey düşünen ya da kuşkulanan kendi varlığımdır. Herkes tarafından sıklıkla dillendirilen “Düşünüyorum öyleyse varım” önermesi böyle bir düşünsel arkeolojinin ürünüdür.” Cogito ergo sum” ya da Türkçeye çevrildiği haliyle “Düşünüyorum öyleyse varım” onun tarafından kuşkuculuğun bile sarsamayacağı bir kesinlik olarak felsefenin ilk ilkesi olarak kabul edilir.