"Kitay'ın ona bakışlarını tanıyordu. Bir zamanlar kendisi de Altan'a böyle bakmıştı. Daji'nin Riga'ya böyle bakışını görmüştü -o hüzünlü, çaresiz ve temkinli sadakat.
Hadi yap, diyordu.
İstediğini al, diyordu. Bunun için senden nefret edeceğim. Ama seni sonsuza dek seveceğim. Seni sevmemek elimde değil.
Beni mahvet, bizi mahvet, buna izin vereceğim."
"Daji, Jiang ve Riga da bir zamanlar böyle mi hissetmişti? İmparatorluklarının doruğunda nasıllardı? Birbirlerini bu kadar şiddetle ve çaresizce sevmişler miydi?
Sevmiş olmalılardı. Sonra birbirlerinden kendi ölümlerine alet olacak kadar çok nefret etseler de bir zamanlar birbirlerini sevmiş olmalılardı."
"Silahlarını da sevebilirsin," dedi Altan. "Onları şekle sokup sonra kendilerini yok etmelerini, hepsinin gerekli olduğunu bilerek izleyebilirsin ama bu onları sevmediğin anlamına gelmez."