"'Hiçbir şey yazılı değildir,' dedi Anka. 'Siz insanlar kaderinizde hep trajediler veya ihtişam olduğuna inanırsınız. Kader bir masaldır. Kader tek masaldır. Tanrılar hiçbir şey seçmez. Siz seçersiniz.'"
YKS sürecim nedeniyle aramıza yarım yıl girmiş olsa da tekrar okumaya başladığımda kalan 230 sayfayı bir günde okuduğum sürükleyiciliği tartışılamaz muhteşem bir kitap. Bu kitap size savaşın tarih kitaplarında okunan başlangıç ve bitiş tarihlerinden ibaret olmadığını; aksine birçok milletin ve insanın maruz kaldığı işkence, hüzün, pişmanlık, intikam arzusu, hayatta kalma ve kurtarma gibi duyumları bir kurgu dünyasına başvurarak tüm çıplaklığıyla gösteriyor hatta hissettiriyor. Bir kazancın asla saf bir kazanç olmadığını, nasıl akılalmaz fedakarlıklar gerektirdiğini, kim haklı kim haksız, kim doğru kim yanlış bilemeden canını ortaya koymayı... Bu kitap ana karakterin savaşıp kazandığı toz pembe bir kitap değil. Üstüne her sayfasında kendinden bir şeyler kaybettiği, ihanete uğradığı, yanıldığı ama her defasında tekrar ayağa kalkıp savaşmak zorunda kaldığı bir kitap. İnsan olmanın bütün ihtiyaç ve arzularına rastlayacağınız ve hatalar yapmanın nasıl en güçlüsü olsa dahi kişinin kendisinden koparıp atamayacağı bir durum olduğunu gördüğünüz bir kitap. Savaşı ele alma şekli bana Attack on Titan felsefesini anımsattı. Devamını da okumaya can atıyorum ama o kadar ağır ki yakın zamanda okuyabileceğimi sanmıyorum.