Bilmiyorum ya. Hiçbir işim rast gitmiyor.
İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların “tecrübe” dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kesmiş bir insana “tecrübeli” denir. Freud
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Dünyada inanılabilecek binlerce şeyden biriydin ve ben, en uzun sana; sadece sana inandım..
Alıntı
İmanda İstisna Yapmanın Caiz Olmaması ​Mademki imanın (kalpten ibaret bir) tasdik olduğu, artıp eksilmediği sabit olmuştur; o halde imanın, tanımı ve sınırı belli olan hakiki bir olgu olduğu bilinmiş olur. Küfür ise onun zıddıdır. Kendisinde tasdik gerçekleşen kimse gerçekten mümindir; kendisinde tasdiğin zıddı (küfür) gerçekleşen kimse de gerçekten kafirdir. ​Bu durum siyahlık ve beyazlık gibidir; zira kendisinde siyahlık niteliği bulunan şey kesinlikle siyahtır, kendisinde beyazlık bulunan şey de şüphesiz beyazdır. Dolayısıyla (imanından) şüphe ederek "İnşallah ben müminim" denilmesi caiz değildir. ​Şafiiler ise "İnşallah ben müminim" denilmesinin doğru olacağını söylemişlerdir ki bu görüş İbn Mesud'dan (r.a.) da rivayet edilmiştir. Eğer bununla sadece (Allah'ın adını anarak) bereketlenmeyi kastetmişlerse, bunda tartışılacak bir durum yoktur (kabul edilebilir). ​Fakat eğer (bu istisna ile imanda) şüpheyi kastetmişlerse, bunun aklen geçersizliği yukarıda geçen açıklamalardan ötürü zaten ortadadır. Naklen (ayetle) geçersizliği ise Yüce Allah’ın, "İşte onlar gerçekten müminlerin ta kendileridir" (Enfâl, 4) ayetiyle sabittir. Bu ayet; işaret ismiyle başlayan, fasıl zamiri barındıran, haberi marife olan ve masdar ile pekiştirilen bir isim cümlesidir. Tüm bu dil özellikleri, imanın onlarda hakiki bir şekilde mevcut olduğunu mucizevi bir anlatım (i'câz) yoluyla gösteren apaçık birer delildir. Aynı durum, Yüce Allah’ın, "İşte onlar gerçekten kafirlerin ta kendileridir" (Nisâ, 151) ayeti için de geçerlidir. Bu edebi sanatların ve vurguların (ayrıntılı) inceleneceği yer ise Meânî (belagat) ilmidir. شرح المقصد
"Şüphe, zekanın en zarif biçimlerinden biridir.” Jorge Luis Borges
Gerçek mutluluk dışsal faktörlere (maddi varlıklara) bağlı değil; kişinin kendi iç dünyasını tanıması, duygularını eğitebilmesi ve anlamlı bir yaşam sürmesiyle mümkündür. Olumsuz Duygular (Karanlığın Atlıları): Öfke, kin, kibir, kıskançlık, bencillik ve şüphe gibi duygular tamamen yok edilemez. Önemli olan bu duyguları bastırmak değil, onları bir enerji kaynağı gibi görerek doğru ve yapıcı alanlara kanalize etmektir. -Profesör Dr. Nevzat Tarhan