Puan vermedi·185 syf.··
2026 9. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:18
Voltaire’in 1759’da kaleme aldığı Candide ya da İyimserlik, özellikle Avrupa’nın o tarihlerde içinde bulunduğu kaos içerisinde felsefe tarihinin en keskin, en keyifli ve güncelliğini yitirmeyen hicivlerinden biri olmuş. İlk Lisede elime geçmişti tabi o yaşlarda çok dar bir düşünce dünyası ile okumuştum.. Kitap, döneminin popüler felsefesi olan ve Gottfried Leibniz tarafından ortaya atılan "Yaşadığımız dünya, olabilecek dünyaların en iyisidir" düşüncesini (iyimserlik felsefesi) acımasızca tiye alıyor. Esasen Voltaire kitabın çeşitli bölümlerinde insanın bir bünyede barındırdığı pek çok karakteristik özelliklerin her birini birer karakter olarak yaratıp olabildiğince hamasetten uzak insana ve fıtrata uygun biçimde bir insan/yaşam tahlili yapıyor insanın muhattap olduğu her şeyi kendi eliyle meydana getirdiği hakikatini sunuyor . Bilmediğimiz bir şey yok zaten usta demek bildiğimiz şeyleri ilk defa duyuyor gibi anlatabilmek demek.
CandideVoltaire · Dorlion Yayınevi · 20197bin okunma
8/10
·248 syf.··
2026 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:01
Hayvanlardan insanlara ibretlik hikayeler Kelile ile Dimne kitabı hem büyükler, hem de küçük yaştaki çocuklar için çok güzel öğütlerle dolu bir kitaptır. Hayvanların dilinden hayatın acı gerçeklerini ve sonuçlarını anlatan yazar masalsı bir kitap ortaya çıkarmış. Okurken çok zevk aldım. Bir yandan masal okuyormuş edâsı verirken, bir yandan bilgelerin harika o güzel öğütlerini de okudum. Geçen her olay sonunda, sonuç insanlara bir ders niteliğinde bitiyor. Yazar Beydâba kitaba başlama hikayesinde diyor ki: Onların diyaloğu iki hayvanın dili ile olmalıydı. Böylece hayvanların konuşması eğlence ve mizah gibi görülecek, söylenenlerin içeriği ise hikmet olacaktı. Bilgelikten pay alanlar eserin hikmetlerine kulak verecek, hayvanların ve mizahın sadece araç olduğunu anlayacaklardı. Cahiller ve sıradan insanlar ise iki hayvanın karşılıklı diyaloğuna şaşırıp dikkat kesilecekler, hiç şüphe etmeksizin dinlediklerini eğlence sayarak asıl manayı anlamaya çalışmayacak, eserin yazılış amacını bilemeyeceklerdi. Kitap sadece tek bir konudan devam etmiyor. Kelile ile Dimne, Aslan ile öküz gibi gibi konu başlıklarında farklı hikayelerle devam ediyor. Kelile ile Dimne'nin ne olduğunu merak edenlere de söylemek istiyorum, ikiside çakaldır. Biri doğru yolu bulurken diğeri başka yola yönlenir. Mesela hikayenin bitiminde yazar en son cümlesinde diyor ki: Entrika ve hileler düzenleyerek başkalarının zararı pahasına kendi menfaati peşinde koşan kimse eninde sonunda kendi hazırladığı tuzağa kendisi düşecektir mutlaka! Syf 130 Bu guzel öğütlerle dolu kitabı tavsiye ederim.
Duygu ve Düşünce
Kelile ve DimneBeydeba · Kapra Yayıncılık · 20237,7bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
ve sonra kimse kalmadı...
10/10
·224 syf.··
2026 41. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:04
Agatha Christie 'nin başyapıtı olarak bilinen bu kitabı çok merak ediyordum. Yazarın Doğu Ekspresinde Cinayet isimli kitabını okuyup çok beğenmiştim ve aynı tadı alacağımı düşünmüştüm. Beklentimin de üstünde harika bir okuma oldu benim için. On kişi, oldukça popüler olan ve merak edilen Zenci Adasını görme fırsatı yakaladıkları on davet mektubu alır. Her davet mektubu birbirinden farklı ama bir yandan da şüphe çekmeyecek kadar makul görünmektedir. Adaya varan birbirinden oldukça farklı olan bu grup kötü bir süprizle karşılaşır. Adaya onları davet eden kişiler lüks malikânelerinde değildir. Adada sadece onlar ve 2 hizmetkâr vardır. Bu bir grup insanın ortak özelliği, apaçık bir kasıt olmasa da cinayet işlemiş olmaları. Aslında adaletin pençesinden kaçabilen ve suçlu oldukları asla kanıtlanamayacak olan insanlar ve biri bu insanları acımasız bir şekilde yargılamanın peşinde. Her birinin odasında asılı olan 'On Küçük Zenci' tekerlemesi aslında neler yaşanacağını bize en başından anlatıyor. Yemek masasının üzerindeki zenci bibloları her cinayetten sonra eksiliyor. Katil içlerinden biri ama kim olduğunu asla bulamıyorlar. Çok zekice tasarlanmış bir plan, muhteşem bir kurgu, harika bir ters köşe ve tatmin edici bir son. Bir kitaptan başka ne isteyebilirim ki? :) Keyifli okumalar dilerim.
On Küçük ZenciAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201843,6bin okunma
Katil her zaman koca mıdır?
9/10
·320 syf.··
2026 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:43
Kocamın Karısı benim için tam anlamıyla sürükleyici bir okuma oldu. Daha önce aynı yazarın Taş Kağıt Makas kitabını okumuş ve ona da hayran kalmıştım. Bu kitapta da yine beni şaşırtmayı başardı. Ben ters köşeleri bol, okurken sürekli tahmin yürüttüren ama sonunda bütün tahminleri boşa çıkaran hikâyeleri çok seviyorum. Sayfalar ilerledikçe “tamam, artık çözdüm” dedim ama her seferinde yeni bir detayla fikrim değişti. Sonunda ise yine şaşkınlık yaşadım. Alice Feeney’in en sevdiğim yanı, gerilimi son ana kadar koruyabilmesi ve okuru sürekli şüphe içinde bırakması. Eğer siz de psikolojik gerilim ve beklenmedik finallerden hoşlanıyorsanız, bu kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Benim için yine çok keyifli ve akılda kalan bir okuma deneyimiydi.
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202641 okunma
Yıkımlarla Taşan Bir Coğrafya da Yalnız Bir Sultan
10/10
·648 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 01:01
Osmanlı tarihinin en çok tartışılan, kutuplaşmış ideolojilerin gölgesinde ya tamamen yerilen ya da kusursuzlaştırılan figürü II. Abdülhamid’i anlamak, her şeyden önce onun üzerindeki tarihi kalın perdeleri kaldırıp insani yönüyle yüzleşmeyi gerektirir. François Georgeon’un kaleme aldığı Sultan Abdülhamid biyografisi, nesnel yaklaşımıyla buna harika bir zemin hazırlıyor. Ancak bu eseri, satır aralarında kaybolarak, altını çizdiğimiz can alıcı vurgular ve hissettiğimiz derin empati üzerinden okuduğumuzda, karşımıza ideolojik kalıpların çok ötesinde; yalnızlık, hüzün, büyük idealler ve coğrafyanın getirdiği amansız bir çaresizlikle yoğrulmuş trajik bir lider portresi çıkıyor. ​Abdülhamid’in saltanat yıllarındaki o meşhur "şüpheci" ve "merkeziyetçi" yönetim tarzının köklerini anlamak için, Georgeon’un da altını çizdiği gibi, onun travmatik gençlik yıllarına inmek gerekir. Daha tahta çıkmadan önce etrafı şüphe duvarlarıyla örülmüş bu şehzade, kendi gençliğini "Gençliğinde 'saltanat için bir gün tehlikeli olabilirim korkusuyla beni dünyadan ayırdıkları, hiçbir şey öğrenmeme müsaade etmedikleri için ne kadar bedbaht'..." sözleriyle özetler. Eğitim hakkı bile elinden kısmen alınarak soyutlanan bu bedbaht şehzade, tarihin bir cilvesi ve ardı ardına gelen diplomatik krizler neticesinde bir anda kendini uçsuz bucaksız bir imparatorluğun başında bulur. O, tahtı büyük hırslarla ele geçiren bir fatihten ziyade, imparatorluğun en büyük yapısal krizlerinin tam ortasına fırlatılmış talihsiz bir hükümdardır. ​Bu devasa devlet yükünün ve sert siyasi manevraların arkasında ise, resmi tarih anlatılarının genellikle ıskaladığı, sevgiye aç bir iç dünya gizlidir. Hatıratında geçen "Aile hayatım da kalbimin yumuşak olduğunu, sevgiye muhtaç olduğunu gösterir" ifadesi, sarayın soğuk
Sultan AbdülhamidFrançois Georgeon · İletişim Yayınları · 2012166 okunma
Bayıldım
8/10
··
Beğendi
Anlatım dili, seçtiği kelimeler, detaylar yazarın kalitesini belli eden bir kitap okumayalı biraz zaman geçmişti. Yazar bir psikoloji profesörü ve bunu yazdığı her satırda belli ediyor, kendi branşını yansıtabileceği o kadar yerinde bir konu seçmiş ki okur olarak bir emotion reader, bir istatikçi ve karakter analistlerini okumaktan onların gözlemlerini dinlemekten çok zevk aldım. Ben zaten bu tarz seri katilin analiz edildiği kitapları çok severim ama yazarın izi bu kitapta gerçekten çok belirgin herhangi bir seri katil hikayesi vermiyor size, aynı zamanda adeta ders niteliğinde davranış analizleri de anlatıyor, böylece baş karakterle birlikte siz de öğreniyorsunuz. Kitabın bildiğim kadarıyla çevirisi yok, yazarın dili basit değildi bence ingilizce okuma için. Spoiler içerir! Ayrıca kitabın biraz klişeye kaçan annesini öldürüp sonra hızını alamayıp bu hikayeyi kızının da üstünden sürdürme kısmını fark ettiğimde açıkçası biraz hayal kırıklığına uğramıştım çünkü yukarıda da bahsettiğim gibi yazar beni çok heyecanlandırdı. Bu noktadan o kadar güzel bi dönüş yapıp hem okuru şaşırttı hem hikayeyi yükseltti ki gerçekten şaşkınlıkla okudum. Bu tarz polisiyelerin olayı zaten biraz katili tahmin edememenizdir bunda da edemiyorsunuz ama gidip de bunu örneğin günümüz popüler yazarlarından Freida McFadden gibi ucuz bir yerden sadece bizi şaşırtmak odaklı yapmayışını beğendim. Ben karakterleri de ayrı ayrı çok sevdim açıkçası, baş karakterle bağlantı kurabildiğinizde zaten anlam kazanıyor hikaye, yazar bizi aptal yerine koymuyor ve baş karakterini de gözlemci, zeki bir karakter seçip onun gözünden anlatıyor. Mesela yine bir klasik olan katille önceden random bir yerde karşılaşma ve konuşmuş olma ama önemsizliğinden baş karakterin tamamen gözden kaçırması hikayesi burada
The NaturalsJennifer Lynn Barnes · Disney-Hyperion · 2013295 okunma