Ömer lütfi mete'den leyla'ya, mevla'ya ve dünya'ya şiirler...
Puan vermedi·160 syf.·
2021 10. kitabı
Selamun aleyküm cümleten. Hiç hesapta olmayan bir incelemeyle karşı karşıyasınız ona göre :) son zamanlarda inceleme yazma isteği vardı içimde ancak layık bir kitap bulamıyordum. Katıldığım etkinlik de bir iki paragraf yazacak olmama vesile oldu. Bu güzide eder 151 sahifeden oluşuyor. Muhtevasında birbirinden güzel, gönlüme hitâb eden şiirler barındırıyor. Bu bana göre böyle tahmin edersiniz ki. Herkes her şiiri ya da her şairi beğenecek diye bir kural yok pek tabii :) Bu kitapta da şairimiz gönle dokunan kelimeleri ve cümleleri çok hoş, latif bir şekilde harmanlamış. Okurken insanın ağzına bir parmak bal çalıyor âdeta.. Şiirlerle hemhâl olurken ağzınız tatlanıyor, gönlünüz şenleniyor. Bazen kendinizi vatan aşkıyla bütünleşirken, bazen ramazan günlerine özlem duyarken, bazen yüreğinizde hasret rüzigarları eserken, bazen de "olmaz olsun alçağın düzeni" derken bulabilirsiniz. Buna hazırlıklı olun. Sizlerle en begendiğim şiiri paylaşmak ve şiir hakkında iki kelâm etmek isterim müsaadenizle.. VARSA YOKSA Güzel dolu, alem dolu Havva dolu, Adem dolu Her yer dolu, her dem dolu Boşluk senin yüreğinde Sen bir bakımlı saraydın Nicedir bakmaktan caydın Gündüz aydın, gece aydın Loşluk senin yüreğinde Yazıyla örülü çevren Okumayı bir denesen Şen fıkradır koca evren Başlık senin yüreğinde Biraz tüyce, biraz külçe Ayağını sürçe sürçe Uçacaksın küçük serçe Kuşluk senin yüreğinde Uçar gider gam kasavet Aşk ile bir kere seyret Enginden gelecek davet Hoşluk senin yüreğinde. Şiir hakkında konuşulmaz, ne hissedersek onu duygularımızda, içimizdeki yangın yerinde yaşarız zannediyordum önceden, (yangın yeri derken: bazen öyle şiirlere denk geliyorsunuz ki içinize bir avuç kor bırakıp gözden kayboluyor, sonra o kor içinizi yangın yerine çevirmeye sebep olabiliyor..) ama gayet de şiir
1000Kitap
GülceÖmer Lütfi Mete · Timaş Yayınları · 20191,603 okunma
10/10
·144 syf.··
2020 3. kitabı
küçüklükten bu yana bize dikte edilen özgüvensizliği alt üst eden bir kitap bu. Konu ne olursa olsun hep "ders alması gerekiyor" dendi. Çocuğa kendi başına uğraşarak konuyu anlayabileceği bilinci hiç yerleştirilmedi. Biz de anaokula gitmeyi, ilkokuka gitmeyi, liseye üniversiteye gitmeyi bekledik. Halbuki kendi dilimizi zarf budur eylem budur diyerek yani ders alarak öğrenmedik. A dedik abba dedik aba dedik düşe kalka dil sürçe sürçe öğrendik. Kendi başımıza deneyerek öğrendik. Şimdilerde ingilizce için dil kurslarına gidiyoruz. Çünkü kendimizi kendi başımıza öğrenbilecek bir özgüvenle yetiştirmedik.
Cahil HocaJacques Ranciere · Metis Yayıncılık · 20233,102 okunma