Yapıyor dediğini ve acele durmadan,
Kaçıyor arkasına hemen kutsal kapının
Ay, hala her tarafı aydınlığa boğmada,
Işıtıyor bu korkunç raksını ölülerin.
Nihayet kaybederek onlar da birbirini,
Otların arasına dalıyorlar acele,
Ve çekiliyor hepsi giyinip üstlerini.
Yalnız biri kalıyor ortada sürGe sürçe,
Yokluyor çukurları, aranıyor her yeri ;
Böyle yaralamadı kimse onu ömrünce,
Kokluyor havalarda kaybolan gömleğini.
Sallıyor kapısını kulenin yok faydası.
İtiyor onu geri, bekçinin talihine,
Kapıdaki madenden haçların parıltısı.
Fakat bulması j?€rek kefenini mutlaka
Vakti yok uzun uzun düşünüp kalmasına.
Gotik süslü duvara tutunarak fukara,
Tırmanıyor çatılar üstüne basa basa
Kovalıyor iskelet bekçiyi, zavallıyı,
Örümceğe benziyen uzun bacaklariyle
Atlıyarak sütundan sütuna fırdolayı.
Titriyor korkudan bekçi, sararmış yiizü,
Aldığı elbiseyi razı geri vermeye,
Fakat bitti kısmeti, bugün artık son günü,
Kutağında asılıp kalıyor bir çengele,
Gökte ay, damla damla eriyerek batıyor
Vuruyor saat biri, gürleyen çanın sesi
Aşağıda dağılmış bir iskelet yatıyor.