Antinatalizm perspektifinden bakınız.
"Evlilik öncesinde sağlık raporlarının yanı sıra, tarafların önemli tıbbî geçmişleri ve süreğen rahatsızlıkları da şeffaflık ilkesi çerçevesinde teyit edilmelidir. Geçmiş tanıların olası tekrarlanabilirliği göz önünde bulundurularak, evlilikten doğacak çocukların sağlıksız veya ağır riskler barındıran bir ortamda yetişmesini önlemeye yönelik koruyucu hukukî düzenlemeler oluşturulmalıdır. Ayrıca yalnızca imam nikâhıyla sürdürülen birliktelikler de tespit edilip belirli bir hukukî statüye kavuşturularak tarafların ve çocukların hak kayıpları önlenmelidir."
Bürokrasinin ideolojik bir refleksle hareket ettiğinde insan hayatını, vicdanı ve temel hakları tamamen görünmez kılan bir cezalandırma aygıtına dönüşmesi, bu toprakların en derin ve süreğen yapısal krizlerinden biridir. Türk siyasi tarihinde bu mekanizma, kendisiyle ideolojik olarak uyumlanmayan aktörleri sadece cezalandırmakla kalmamış, onları toplumsal ve fiziksel bir "sivil ölüme" mahkum etmiştir. Ruhi Su örneğinde görülen pasaport engeli, devlet aygıtının bireyi en temel insani hakkı olan yaşam ve tedavi hakkından mahrum bırakarak nasıl bir duvar haline gelebileceğinin somut bir göstergesidir. Bürokratik çarklar, insanı ve sanatı bir değer olarak değil, yalnızca bir tehdit unsuru veya hizaya getirilmesi gereken bir nesne olarak kodladığında bu tür trajediler kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu yapının en ironik ve yıkıcı tarafı ise dönemler, hükümetler veya resmi ideolojiler değişse bile bürokrasinin o katı, buyurgan ve cezalandırıcı özünün çoğunlukla baki kalmasıdır. Gücü eline alan yapılar, bu bürokratik mekanizmayı kendi "ötekisini" yaratmak ve baskılamak için kullanagelmiştir. Sabahattin Ali’den Nazım Hikmet’e, Ruhi Su’dan daha yakın tarihteki pek çok aydına kadar uzanan bu hafıza, gücenikliğin ve idari gücün adaleti ezdiği bir geleneğin dışavurumudur. Bu durum, rasyonel devlet idaresinin yerini ideolojik muhafazacılığın ve rövanşizmin almasının bir sonucudur.
1000Kitap
Reklam
kaçıyorum, kendimden bile. yaşamım bir saklambaç gibi, süreğen saklanır hali. çocukken keyif verirdi, şimdiyse ızdıraptan hallice.
8 Mayıs
Güzellik kendini saklamıyor aslında. Biz bakmayı unutuyoruz. Somut adımlarla iyimserliği takip ettiğimde bir fincan kahve, açık bir pencere, küçük bir “iyi ki” hayat kendini hem hatırlatıyor hem de olduğu gibi açılıyor. Süreğen ve sessiz bir armağan gibi.
Gün dönerdi, benzi solardı kahkahamın kapardım kapımı gevşeyen bir yanımla ve her gece yatağımda bir engerek bulmanın süregen iğrentisiyle dolardım, sesim öylece - Kusmuk Gibi - kalırdı ağzımda. İsmet Özel
İnsan ve Duygular
Süreli bir güzellik, süreğen değil...
Duygu ve Düşünce

Aysel ZENGİN

@_Aysel_07
·
Aşk mı? Güzel olsa gerek.
Reklam
Reklam