Puan vermedi·129 syf.··
2026 132. kitabı
Edebiyatın belki de en efsunlu yanı, okuru hiç beklemediği bir köşede, bizzat kendi iç dünyasıyla yüzleştirebilme kudretidir. Bir kitabı elimize aldığımızda, genellikle yazarın kurduğu o yabancı evrene misafir olmayı bekleriz. Ancak nadiren de olsa, bazı metinler bu sessiz uzlaşmayı bozar ve okura, “Bu satırları yoksa ben mi yazdım?” sorusunu sorduracak kadar bir yakınlık kurar. Aylin Balboa’nın kaleme aldığı "Bu Hikaye Senden Uzun Osman", işte tam da bu türden, yazarla okur arasındaki o görünmez mesafeyi incelikle ortadan kaldıran bir eser. İlk bakışta klasik bir ayrılık anlatısı, bir vazgeçiş hikayesi gibi duran kitap, derinine inildikçe çok daha karmaşık bir varoluşsal duruma, bir tür “çıkamama” ve “aşamama” haline evriliyor. Ayrılık, edebiyat tarihinin kadim temalarından biri olsa da, bu kitapta mesele birinin gidişinden ziyade, geride kalanın o bitişin içinde nasıl asılı kaldığıdır. Görünen o ki, bir şeyler zamanın akışında sona ermiş olsa da yazar bize bitişlerin aslında süreğen bir sızı olduğunu fısıldıyor. İnsan, çoktan kapandığını sandığı bir devrin içinde daha ne kadar soluk alıp verebilir? Eser, bu sorunun etrafında gezinirken, geçmişin asla büsbütün geride kalmadığını, yalnızca kılık değiştirerek şimdimizin gölgesi olmaya devam ettiğini sarsıcı sadeliğiyle gösteriyor. Nihayetinde, kitabın kapağını kapattığınızda zihninizde o ağırbaşlı gerçek yankılanmaya devam ediyor: Bazı hikayeler gerçekten de bizden daha uzun sürüyor, çoktan bitmiş olmalarına rağmen. Asıl mesele, bitmeyen o cümlenin sonuna hangi noktayı koyacağımız değil de, o uzun hikayenin içinde eksilen yanımızla nasıl yürümeye devam edeceğimizdir.
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,5bin okunma
Kabil&Habil
10/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Âdem ile Havva’nın oğlu, kardeş katili, “sürgün ve gezgin” Kabil’le çıkılan bu yolculuk, Eski Ahit’in loş ve tekinsiz diyarlarında, zaman ve mekân kavramlarını altüst ederek, süreğen bir şimdiki zaman içinde, edebiyatla felsefenin kesiştiği dar alanlarda dolaştırıyor. Kabil José Saramago
1000Kitap
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,2bin okunma
Reklam
KORKU ŞİDDETİN ANAVATANIDIR
10/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 02:18
“İçine doğduğumuz evler bizlerin en büyük şansı ya da şanssızlığıdır. Bizler hayatı doğduğumuz evlerde öğrenir, kendimizle de yine o evlerde tanışırız. Sevilen ve sevildiğini bilen insanlar için dünya güvenli bir yerdir. Ama ya dünya bizi sevmezse, bize değer vermez, aşağılar, korkutursa… KORKU ŞİDDETİN ANAVATANIDIR! O zaman hayat öyle bir yola sokar ki bizi, kimimiz bu yolda hem beden hem ruh sağlığını kaybeder, kimileri de öyle bir korku salar ki etrafa, dünya onlardan korkar, onlar da dünyadan.” İnsanın içine doğduğu ev, gerçekten de dünyaya dair ilk “haritasını” çizer. Orada öğreniriz sevmenin nasıl olduğunu, değer görmenin neye benzediğini, korkunun nasıl bir şey olduğunu. Sevilen ve sevildiğini bilen biri için dünya daha güvenli, insanlar daha yaklaşılabilir görünür. Ama çocuk, değersiz hissettirilirse, aşağılanırsa ya da korkutulursa; dünya onun için tehditkâr bir yere dönüşür. O zaman hayatta kalma içgüdüsü devreye girer. Kimi içine kapanır, kendini siler; kimi sertleşir, saldırganlaşır. Çünkü korku çoğu zaman şiddetin gölgesinde büyür. Korkan insan bazen zarar görmemek için zarar verir. Bazen de kendine yöneltir o şiddeti; ruh sağlığı yara alır, beden hastalanır. Travma dediğimiz şey tam da burada başlar: Güvensiz bir dünyada sürekli tetikte yaşamak. Ama şunu da eklemek isterim: İnsan yalnızca doğduğu evden ibaret değildir. İlk hikâyemizi orada yazarız ama kitabın tamamı o değildir. Güvenli ilişkiler sonradan da kurulabilir. Bir öğretmen, bir dost, bir terapist, bir eş… İyileştirici deneyimler, eski yaraların anlamını değiştirebilir. Beyin ve ruh öğrenmeye devam eder. Dünya bazen bizi sevmez gibi gelir. Ama bazen de biz, sevilmeye alışık olmadığımız için sevgiyi tanımakta zorlanırız. Yine de değişim mümkündür. Korkunun dili çözüldükçe, yerini yavaş
Psikanaliz
Köpek Gibi Büyütülmüş ÇocukMaia Szalavitz · Koridor Yayıncılık · 202510,5bin okunma
7/10
·370 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
83 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 20:45
Anne’nin Duygusal Yokluğu, fiziksel olarak var olan ancak duygusal olarak ulaşılabilir olmayan bir anneyle büyümenin ruhsal etkilerini ele alıyor. Kitap, çocuğun duygusal ihtiyaçlarının görülmediği, aynalanmadığı ya da karşılanamadığı bir erken ilişki ortamının, yetişkinlikte nasıl bir içsel boşluk ve süreğen bir eksiklik duygusu yarattığını anlaşılır bir dille ortaya koyuyor. Psikanalitik açıdan bakıldığında, kitapta tarif edilen bu deneyimin bağlanma ve nesne ilişkileri kuramlarıyla güçlü bir şekilde örtüştüğünü söylemek mümkün. Kitap, erken dönemde yeterince duygusal olarak mevcut olmayan bir anne figürünün, çocuğun iç dünyasında zayıf, tutarsız ya da eksik bir içsel nesne temsiline nasıl yol açtığını açık biçimde gösteriyor. Aynı zamanda bağlanma kuramı açısından da, bu tür bir erken ilişki deneyiminin çocuğun güvenli bir bağlanma geliştirmesini zorlaştırdığını; yakınlıkla ilgili hem yoğun bir arzu hem de eşlik eden bir güvensizlik duygusunu birlikte üretebildiğini vurguluyor. Bu çift yönlü etki, yetişkinlikte ilişkilerde aşırı uyum, terk edilme hassasiyeti, duygusal ihtiyaçları tanımlamakta zorlanma ve yakınlıktan kaçınma ya da ona yapışma gibi örüntülerle kendini gösteriyor. Bu eksiklik, terapötik ilişkide çoğu zaman güçlü aktarım tepkileriyle yeniden sahneye çıkar. Okurken bazı bölümlerde durup düşündüğümü fark ettim. Danışanlarda sıkça duyduğum, “bir şey istiyorum ama adını koyamıyorum”, “içimde hep dolmayan bir boşluk var”, “bir şey eksik ama ne olduğunu bilmiyorum”, “sanki hep bir şeye geç kalmışım gibi hissediyorum” ya da “biri var ama aramızda görünmez bir duvar var” gibi ifadelerle kitabın anlattığı duygusal yokluk deneyimi arasında güçlü bir örtüşme hissediliyor. Kitabın özellikle “İyi Anne Enerjisiyle Bağ Kurmak” başlığı altında ele aldığı yaklaşım
Psikoloji
Anne’nin Duygusal YokluğuJasmin Lee Cori · Koridor Yayıncılık · 20181,992 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 17. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 14:31
•Kaos Çağında Yeni İnsanın İnşası, bana okuma süreci boyunca bir rahatlık hissi vermekten çok içsel bir huzursuzluk bıraktı. Sayfalar ilerledikçe Tanzimat’tan Cumhuriyet’e, Jön Türklerden günümüz entelektüellerine uzanan düşünsel bir hat içinde iktidar, düşünce ve entelektüellik kavramlarıyla yeniden karşılaştım. Geçmiş yalnızca anlatılan bir dönem olarak kalmadı bugünün zihinsel yapısıyla birlikte ele alınan bir yüzleşme alanına dönüştü. •Metinde düşünen ve üreten insanların tarih boyunca bir şekilde kısıtlanması meselesi özellikle zihnimde yer etti. Bu durumun sürekliliği, entelektüellik kavramının sadece belli dönemlere ait bir mesele olmadığını, aksine süreğen bir baskı ve sınırlandırılma hâli içinde var olduğunu fark etmemi sağladı. Günümüz entelektüellerine yöneltilen sorgulayıcı yaklaşım da metnin yalnızca geçmişi anlatmakla kalmadığını, bugüne doğrudan temas eden bir yön taşıdığını daha net hissettirdi. •Okudukça karşıma çıkan şey huzur veren cümleler olmadı aksine bilinçli bir rahatsızlık duygusuydu. Ancak bu rahatsızlık yoran bir ağırlık gibi değil, zihinsel bir uyanıklık hâli gibiydi. Metin beni rahat bir okuma alanında tutmak yerine daha dikkatli bakmaya yöneltti ve bıraktığı izlerle geçmiş ile bugünü aynı düşünsel zeminde ele alışının, entelektüellik kavramına daha geniş bir açıdan bakmamı sağladığını hissettim.
1000Kitap
Kaos Çağında Yeni İnsanın İnşasıErtürk Akşun · Destek Yayınları · 202611 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
"Unutmanın yolu mayın tarlası gibi" diyor, altına imzamı atacağım kadar haklı. "Bence romantik ilişkilere çok gereksiz anlam yüklüyoruz. Hayatta bir erkekle bir kadının sadece iki kişiden ibaret romantik ilişkisinden daha kıymetli, daha kayda değer, daha süreğen şeyler var. Mutlu son takıntımız bana sorarsanız bize öğretilmiş bir şey. Hayatta karşılığı o kadar yok." Şahane bir tanım ve gerçek. Yazım dili şahane, hemen başka bir kitabını daha okumalıyım.
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,5bin okunma
Reklam
Reklam