İçimde eski bir hırka var, kırk yamalı,
Her yama bir duam, her dikiş bir hatam.
Giyerim sabırla, üşürüm yine de,
Ne çok şey biriktirdim, ne çok şey döktüm,
Döktüğüm deniz oldu, biriktirdiğim çöl.
Çölde susuzluk tatlıdır derler,
Tadınca anladım: susamak, sana gelmektir.
.....
neden öldüğümü anlamayacaklar, çünkü güneşler doğar çarşılar üzerine,
getirip develerini yıkmışlar, gümüş çadırlarını kurmuşlar, zencefil satıyorlar hatta,
ateş yakıyorlar geceleri, bazan namaz