ABD hedeflediği ülkelere her yoldan girmeye çalışıyor. Şu sanatçıları fonlama işini Venezuela'da da yaptı, yapıyor. Konuyu bir yazı ile Cumhuriyet'te değerlendirmiştim, anımsatmakta yarar görüyorum:
"Dört koldan saldırmak" derler ya! ABD'nin Venezuela'ya yaptığı tam da böyle bir şey. Bu petrol zengini ülkeye nefreti de bitecek gibi değil ABD'nin. Ülke içinde kendine yandaşlar buluyor, hainlerden birlikler oluşturup darbe yapmaya çalışıyor, uluslararası alanda önünü kesecek her türlü yönteme başvuruyor.
Küba'da siyasetçiler para almıyorlar. Gönüllü olarak parlamentodalar. Adaylık sırasında bir başka adayı ezerek, ona karşı propaganda yaparak seçime giremiyorsun. Başından beri böyle zaten. Yani siyasette para işlemiyor. Cebinde para yoksa Türkiye'de aday olamıyorsun, paran olduğu zaman aday olabileceğin de garanti değil.
Küba'da aday adayları seçmenleriyle yüz yüze gelerek aday olabiliyor. Eğer aday olursa seçime girdiği bölgede yüzde 50 oranında oy almaları zorunlu. Devrim'den sonra Fidel de Raúl da bu süreçten geçmişlerdi.
Yabancı bir devletin koruma ve kollayıcılığını kabul etmek, insanlıktan yoksunluğu, güçsüzlük ve uyuşukluğu kabul etmekten başka bir şey değildir. Gerçekten bu seviyesizliğe düşmemiş olanların, başlarına isteyerek bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.