10/10
·372 syf.··
2025 8. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2025 13:38
Bir dağın tepesine çıkıp avazın çıktığı kadar bağırmak istiyorsun her bir cümlede... Yazarın yakasına yapışıp; "Neden bunu bize yapıyorsun, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Neden?" diye sorasınız geliyor. Okuyamacagim artık dediğiniz, kitabı bıraktığınız her an insanlar bu yazılanları yaşadı be yaşadı tüh senin kalıbına deyip kendi suratınıza tüküresiniz geliyor. Bir insan selinin ortasında sıkışıp kalmış gibi hissediyorsunuz ne bir adım ileri gidebiliyor, ne de bir adım geride kalabiliyorsunuz. Çaresizliği her hücrenizde hissediyorsunuz, neden bu kadar kötülük var; Tanrı tüm bu kötülüklere neden izin veriyor, bir çocuk neden bu kadar acı çekiyor diye isyann ediyorsunuz yer yer. Kitabı bitirip kapağı kapattığınızda dünyanın ve üzerinde olan hiçbir şeyin tanrının umurunda olmadığına kanaat getiriyorsunuz. Neyin döngüsü, kim burada neyin bedelini ödüyor. Bir insan sadece o ailede doğduğu için neden bu kadar acı çekiyor, kişiliği şekilleniyor. Yaşadığı taciz, tecavüz onun tüm varlığını şekillendiriyor ve bu insan bu acı ve travma ile hayatta kalmak zorunda kalıyor. Ali Şeriati diyor ya; Sizi rahatsız etmeye geldim. Bu kitap o kitap. Bir şeyleri yok sayarak, görmezden gelerek, yan dairemizde olup bitenlere gözlerimizi kapatarak gerçekten rahat ettiğimizi sanıyorsak çok yanılıyoruz. Toplumu bir fare gibi kemiren, içten içe tüketen her şey bir gün yol su elektrik olarak karşınıza çıkacak. Sessiz kaldığımız her olayın çıktısı başka bir düzlemde karşımıza çıkacak. Yaşadığı olayları kendisine anlattığı halde sessiz kalan anneler, akrabalar... Suss kimseye söyleme diye korkutan, yardımcı olmayan insanlar.. Bildirme yükümlülüğü olduğu halde bildirmeyen kamu personelleri, çocukları aynı sorulara defalarca maruz bırakan uzmanlar, örseleyen bunca süreci
İnsan
Kardeşini DoğurmakBüşra Sanay · Doğan Kitap · 20188bin okunma
10/10
·556 syf.··
Beğendi
·
2022 49. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2022 19:43
Kitabım bitti inceleme yazmaya değer bir kitap. O yüzden mutlaka yazmalı ve baskalarina ilham olmalıyım diye düşündüm. 1. Dünya savaşı sonrası Amerika ve Dünya halkının yasam savaşı hayatta kalma mucaedelesi anlatılmış fakat anlatılmak ile kalmamış bizzat o dönemi yaşıyor gibi bizi icine çekebilen bir eser. İnsanların yaşadığı yerlerden göçe zorlandığı, gittikleri her yerlerde hep bir kotulukle karşılandıkları, dışlanarak tekrar kovuldukları ve karın tokluğuna dahi yetmeyecek bir çalışma karşılığı ile çalışmaya mecbur bırakıldığı bir hayat düşünün... Kitabın bana göre en etkileyici kısmını paylaşmak isterim; ..."Baban mi?" dedi Anne. "Evet! Aç değilim diyordu, şimdi yedim diyordu. Yiyecekleri hep bana veriyordu. Artık hali kalmadı. Kıpırdamıyor bile." Yağmur damda büsbütün kudurdu. Kuru adamın dudakları kıpırdadı. Anne onun yanına diz çöktü, kulağını yaklaştırdı. Adamın dudakları tekrar kıpırdadı. "Tabii",dedi Anne. " Sen rahat et. Ona bir şey olmaz. Kızımın sırtından şu ıslakları çıkarana kadar bekle hele." Anne tekrar Rozaşar'ın yanına döndü. “Çıkar şunları," dedi, gözükmesin diye yorgani perde gibi tuttu. Kız soyununca Anne yorganı ona sardı. Yabancı çocuk yine Anne'nin yanına sokulmuş, anlatıyordu. "Ben anlamamıştım. Ya yeni yedim diyordu ya da aç değilim diyordu. Dün gece ben bir cam kırıp ekmek çaldım. Ona zorla vedirdim Ama hepsini kustu. Ondan sonra daha halsiz oldu. Ya çorba ya da süt gerek. Sizde süt alacak para var mı?" Anne, "Suss!" dedi. "Kaygılanma. Bir şeyler düşünürüz.” Çocuk birden bağırdı. "Ölüyor diyorum size! Açlıktan ölü yor... baksanıza!" "Sus," dedi Anne. Baba'ya ve John Amca'ya baktı. İkisi de hasta adamın yanında, çaresizlik içinde duruyorlardı. Sonra Anne, yorgana sarınmış Rose of Sharon'a baktı. Anne'nin gözleri Rose of Sharon'un
Alıntı
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
SUS BARBATUS.
10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2022 11:44
Susssssss, Barbatus! Suss... Orhan Kemal. Ödülünün sahibi. Kitabın yazarı. Yazarın kitabı olamaz çünkü. Bence. Şu anda, kullandığım... Noktalama işaretleri. Yazarın da üslubu. Bence, yeter :)) Şimdi sanıyorum ki, incelemeyi buraya kadar okuyan okurlar rahatsız olmuşlardır noktalama işaretlerinin kullandığı yerler açısından. Yazarımız Faruk Duman' ın kendisine has üslubunu taklit ettim diyebilirim. İlk beş on sayfaya kadar, bu üslup sizi rahatsız ediyor açıkçası. Sonra öyle bir alışıyorsunuz ki... Kahve gibi? Uzun yıllar nefret etmiştim kahveden. Aklı başında bir insan böyle bir şeyi nasıl içebilir diye, düşünüyordum. Ta ki öğretmen olana kadar. Sürdürülebilir davranışlar, kendi alışkanlıklarını yaratır. Bağımlılık, bağımsızlık, alkol, uyuşturucu, sigara, aşk gibi şeyler işte. Sürdürülürse etki yaratır :)) Şimdi Faruk Duman' ı az buçuk araştıran okurlar kendisinin Yaşar Kemal ile kıyaslandığı hakkında fikir sahibidir. Faruk Duman' ın taktir edilmesi gereken yönü Yaşar Kemal' e kafa tutmasıdır. Ustasına sonsuz saygı duyarken boynuzu nasıl uzatacağıyla ilgili ciddi bir alt yapı oluşturmuş kendisine. Bakın burası çokomelli, pardon çok önemli(!) Gerçeklik algımızı yeniden yaratıyor Faruk Duman. Hani bazen eczanelerde aradığınız bir ilaç yoktur da onun muadili vardır ve aradığınızdan daha da iyi çıkmıştır. Yaşar Kemal' in İnce Memed' inin tam bir muadilidir SUS BARBATUS. Bunu kitabı okurken hücrelerinize kadar hissediyorsunuz. Yanlış anlaşılmasın, burada bir kıyas yapmaktan ziyade ölçütün niteliği hakkında değerlendirme yapılmasını rica edeceğim. Resim sanatında Empirisyonizm diye bir akım vardır. Ben de yakın bir zamanda öğrendim ressam bir arkadaşımdan. İzlenimcilik diye geçiyor. Bir nevi doğanın gözlemlenmesiyle ve gözlenen doğanın fırça darbeleriyle, ışığın da
Sus Barbatus! 1Faruk Duman · Yapı Kredi Yayınları · 20211,003 okunma