Elif Su Yılmaz

Elif Su Yılmaz
@suyilmaz06
Kaybedenleri buraya alalım
10/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2023 15. kitabı
-Spoi içerir. Sürekli ‘keşke’ diyen biriyseniz ve yaşadığınız hayattan bir türlü memnun olamıyorsanız her tercihinizin yanlış olduğunu düşünüyorsanız bu kitap tam size göre demektir. Aslında doğru veya yanlış fark etmeksizin yaptığımız her seçim bizi bambaşka hayatlara götürür. İki seçenek arasında kalıp da birini seçiyorsak seçmediğimiz diğer seçenek için pişmanlık duymanın anlamı yoktur. Çünkü bazen keşke demesek de acaba deriz. Acaba diğerini seçseydim daha mı mutlu olurdum? Sürekli bir şeyler düşünür, deriz ve yetinmeyi bilmediğimiz için asla memnun olmayız. Hayatımıza birçok insan girer ve çıkar. Bu aslında normal bir şeydir ama biz hep bir anlam ararız. O kişileri hayatımızda bir yerlerde konumlandırmaya çalışırız. Hak etmeseler bile. Belki bu yüzden kaybederiz. Yanımızdaki insanları iyi seçmediğimiz sürece hep pişman olduğumuz hayatları yaşamaya mahkum kalırız. Tıpkı Nora gibi. Aslında bir değil milyonlarca hayatımız var. Bu milyonlarca hayat içinden en iyisini bulmamız mümkün değil. Çünkü en iyisi yok ama yaptığımız küçük seçimlerle kendi en iyi hayatımızı oluşturabiliriz.
İnsan ve Hayat
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum...
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2023 16. kitabı
-Spoi içerir. Kitabın adı ne kadar Masumiyet Müzesi olsa da içeriği hiç de masum değil. Kitap, Kemal’in Füsun’a duymuş olduğu takıntılı aşkını ve nişanlısı Sibel’i her fırsatta aldatmasını anlatıyor. Yine de kitabı Kemal ağzından okuduğumuz için Kemal’le mecburi bir empati yapmış bulunuyoruz o yüzden arada sırada haline üzüldüğümüz oluyor. Füsun’un ise yaşça genç olması, hata yapmaya yatkın bir karakteri olması sebebiyle acınası bir halde olduğu için onu da yer yer anlayabiliyoruz. Ama bu hikayede yanan asıl kişi Sibel. Sibel’i anlamak istemesek bile bu kitaptaki tek masum kişinin o olduğunu biliyoruz. Bu yüzden kitabın sonunda buruk da olsa mutluluğu yaşayan tek kişi Sibel oluyor. Kemal ise zamanında yaptığı hataları, takıntılı olmadan önceki aşkı için savaşmak yerine korkaklık yapmasının bedelini Füsun’u önce yaşarken sonra da ölüyken kaybetmekle ödüyor. Daha sonra Füsun’un yıllar sonra sokak sokak gezerek bulduğu evinden çaldığı eşyalarla, Sibel’i aldattığı evi bir müze haline getiriyor. Bu müze kitapta tarif edilen adreste gerçeğe dönüştürülüyor. Kitabın sonunda da müzenin haritası ve tek kişilik bilet yer alıyor. Kurgusu ne kadar sinir bozucu, rahatsız edici olsa da kitap 500lü sayfalarda olduğu için ona da alışıp normalleştirebiliyorsunuz. Kısacası kitap “hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” diyen Kemal’in gerçek mutluluğu asla yakalamadığını anlatıyor. Eğer duygusal bir dönemdeyseniz çoğu okur gibi sıkıldığınız için değil, benim gibi kitap bitmesin diye yavaş okursunuz.
Duygu ve Düşünce
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Günün birinde acıyı keşfeden bir çocuğun öyküsü
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2024 27. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2024 23:10
-Spoi içerir. Kitabın adı ilk duyduğumuzda bizde ne kadar tatlı ve pamuk bir his uyandırmış olsa da içeriği bir o kadar da acı doluydu. Kitap; henüz beş yaşında olan küçük Zeze’nin (altı da diyebiliriz çünkü Zeze’nin yalanı ortaya çıkabilir.) büyükleri ve çevresi tarafından sürekli olarak hem psikolojik hem fiziksel şiddete uğradığını, küçük bir çocuğun hayal dünyasının hiç kimsenin erişemeyeceği sınırsızlıkta ve büyüklükte olduğunu, çocukların aslında kendi hayal dünyalarında yaşadığını ve büyüklerin bu dünyaya çocukların izni olmadan giremeyeceğini çok güzel anlatmış. Zeze her çocuk gibi iyi yürekli, yardımseverken ailesi, arkadaşları, komşuları tarafından dışlanmış yalnızlaştırılmış, kendi hayal dünyasına hapsolmuş ve ne kadar büyürse büyüsün hep yarım kalacak bir çocuk. İnsanlar acı çektikçe büyür derler ya Zeze daha beş yaşındayken ona tek inanan adamı, hayallerini kaybetti. Böylece çok sevdiği arkadaşı Şeker Portakalı fidanı gerçek bir ağaca dönüştü. Zeze artık tamamen tek başına büyümek zorunda kaldı. Sadece hayal dünyası değil, dünyası başına yıkıldı. Kim bilir belki günün birinde Manuel Valadares gibi kısa süreli de olsa bir çocuğun hayal dünyasına misafir olabiliriz.
Felsefe-Düşünce
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,3bin okunma