İnsanın taşımaktan mutluluk duyacağı, hayranlık uyandırıcı bir ünvan yükü belli ki, ama insanların hiçbir şeyin öteki tarafa götürülemediğini anlamasını sağlar umarım!
Toplumun aşağı kısmında, yukarı kısmının kardeşlik duygusuyla karşılanabilenden çok daha büyük bir sefalet olduğundan, çorak toprağa dökülen su gibi, gelen paranın yeri çok önceden belli oluyordu. Para geldiği gibi gidiyordu. Elinde avucunda bir şey kalmıyordu.
Kişiliği de gölgeden ibaretti sanki. Bedeni cinsiyetini bile güçlükle fark ettirecek kadar silikti. Işığı tutacak fazla bir kütlesi yoktu. Her zaman yere bakan o koca gözleri, ruhunun yeryüzünde kalması için bir bahaneydi yalnızca.