Tam şuramda
Bir kan pıhtısı
Ayrılınca oluyor
Kavuşunca oluyor
Hevesle gidiyorum
İkinci cümlede bir boğuntu
Utanarak kalkıyorum
Ruhumda soğumuş bir zaman
Elimde bir pişmanlık
Şimdisiz öncesiz sonrasız
Yaşamak desem değil
Ölmek desem değil
Bir Araf
Tam şuramda…
İnsan -dedi- ağaçlar, otlar, çiçekler gibi
Her bahar yeniden başlasaydı sevmeye
Ne güzel olurdu değil mi?
İyi ki hatıralar bir yere gitmiyor…
Biz onlara tutunarak unutuyoruz ölümü
Biz onlara tutunarak dünyaya inanıyoruz
Biz onlara tutunarak yalnızlığı seviyoruz
İnandığın her şeyle gülünç düşüyorsun. Bildiklerin boşluğa dönüşüyor. Yüksek ses teslim alıyor. Ev boğuyor. Sokak korku. Gözlerin yüzünden taşıyor. Öfkene tutunuyorsun. Sonra, bütün bir toplum yanlış olamayacağına göre… bir yorgunluk usul usul yayılıyor damarlarına, “Dünyaya bir kere gelinir” sözünü, bir düğün bayrağı gibi evinin çatısına çekiyorsun bir gün.
Ölümün bile dönüp bakmadığı bir hayat senin artık.