Sevilay Gökçe

Kara Kedi - İnceleme
Puan vermedi·116 syf.··
2026 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 09:38
Edgar Allan Poe’dan daha önce birkaç hikaye okusam da bu kısa hikayesinden haberim yoktu. Literary Genres’ta Kısa Hikaye türünü incelerken bu hikaye çok öne çıktı, dinleyerek gerçekten - bir oturuşta bitirdim. Zaten kısa hikaye diyince akla gelen ilk isimlerden biri Poe. 19.yüzyılda kısa hikayenin bir tür olup olmaması gerektiği tartışılırken fikrini ortaya koyuyor. Hikayelerin birleştirici bir gücü ve okurda yarattığı etki paha biçilemez. Bunu romanda, romancelarda bulamıyoruz. Kafada bir etki ile başlıyor ve hikayedeki her detayın o etkiye hizmet etmesini sağlıyor kısa hikaye. Önceden dediğim gibi, evet, bir oturuşta da okunuyor. Edgar Allan Poe The Black Cat Kara Kedi Biz biraz hikayeden bahsedelim: her Poe eseri gibi gotik elementler, psikoloji ile harmanlanmış bir kurgu ile karşılaşıyor. Odak suçta, delilikte ve kendini mahvetme üzerinde. Karakterler kısa hikayenin olması gerektiği gibi az ve öz: Pluto (kara kedimiz), ikinci kara kedi, anlatıcı ve anlatıcının eşi. Hikaye 19.yüzyılda, anlatıcının evinde geçiyor. Kapalı, karanlık, ürkütücü hissettiriyor size. Pek çok sembol de taşıyor: Kara kedi diyince aklımıza hep batıl inanç gelir, aman kara kedi geçti, aramıza kara kedi girdi gibi. Kötüyü, suçu temsil eder gibidir. Ayrıca duvar, kiler de gizlenmiş suçu, gömülmüş gerçeği simgelemektedir. Yazarın dili beni çok ürkütüyor ve anlatımda şiddet ögeleri çok fazla vardı. Bundan rahatsız olma ihtimaliniz biraz var sanırım, atlamadım o kısımları ama bize duyguyu bu şekilde iyi verdiğini düşünüyorum Poe’nun. Anlatıcının ismini bilmiyoruz ama geriye dönük bir anlatım olduğundan hapiste olduğunu çıkarıyoruz. İroniyle, zarar verme ile, alkolizm, delilik veya aklıselimlik, suç mu vicdan mı gibi pek çok sorgulamaya tabi tutuyor sizi bu kısa hikaye. Tavsiye ederim.
1000k
Kara KediEdgar Allan Poe · Kolektif Kitap · 20122,811 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Henry James - The Real Thing / İnceleme
Puan vermedi·48 syf.··
2026 12. kitabı
Henry James’in henüz çevrilmeyen bu hikayesi hakkında bir inceleme yazmaya biraz çekindim, belki çevrilmiştir ama Türkçe versiyonunu bulamadığım için orijinal dilinde okudum. “Literary Genres” dersinde kısa hikayeyi incelerken bu hikaye de dersimize eklenmişti. Kısa bir hikaye derken görece uzun aslında diğer okuduklarımızla karşılaştırınca. (Bkz. The Black Cat, The Garden Party Edgar Allan Poe Katherine Mansfield Kara Kedi The Garden Party) Bu tarz metinler o dönemde de zaten dergilerde parça parça yayımlandığı için uzun hale gelmiş. Hikayenin karakterleri az ve basit şekilde betimlenmiş: Miss Churm, aristokrat bir çift olan Monarchlar, Oronte. Anlatıcımız sanatçı ve illüstratör kimliğinde model tutup onları resmeden bir kişi. Pratik, gözlemci ve neyin sanatsal olup neyin olmadığına odaklanmış bir kişi. Monarchlar toplumca iyi ve hoş görünen ama birden fazla karaktere bürünebilecek bir model olabilmek için fazla katı kişiliklere sahipler. Anlatıcımızın aradığı modele uygun olup olmadıkları şüpheli. Miss Churm toplumun alt sınıfından gelen ama bitmez tükenmez yeteneklere sahip profesyonel bir model. Pek çok karaktere bürünebiliyor. Oronte de keza farklı kılıklara bürünmede hünerli ve esnek olan İtalyan bir model. Hikayemiz 19.yüzyılın son zamanlarında, ressamın Londra’daki stüdyosunda geçiyor. Dış görünüş sosyal sınıf ile ilgili önemli bir faktör. Kıyafetler bu sınıfı yansıtan önemli bir araç ve burada önemli olan tek şey görünüşler. Henry James The Real Thing
1000k
The Real ThingHenry James · Dodo Press · 20072 okunma
Jane Eyre / Sosyal Sınıf, Cinsiyet Hk. İnceleme
Puan vermedi·626 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 00:33
Jane Eyre, 19.yüzyıl Kraliçe Victoria Döneminde yazılmış otobiyografik bir roman. (Jane Eyre: an autobiography) Charlotte Bronte üç kız kardeşin (anne ve Emily) en öne çıkanı. Bu romanı dönemin kadın yazarlarının neredeyse hepsinin yaptığı gibi pseudonym (lakap) / Currer Bell adıyla yayınlıyor. 1847’de ilk yayınlandığında büyük ilgi görüyor, yazarı romantik yazarların en büyüklerinin basamağına taşıyor ve şimdi de bir İngiliz klasiği olarak sayılıyor. Ben okumaya çok geç kalmış olduğumu fark ettim, keşke Jane ile önceden tanışabilseydim. Öksüz ve yetim 10 yaşında bir kız karşılıyor bizi romanı okumaya başlayınca. Amcasının yengesine emanet ettiği, onun ruhunu karartan Reedlerin Gateshead Konağı’nda başlıyor kendinden bahsetmeye. Sonra her Bildungsroman gibi kahramanımızın başlangıç noktasından farklı yerlere yolculuğuyla kendi yaşamının basamaklarını birer birer tırmandığını görüyoruz. Başta Jane biraz sabırsız, oldukça dobra - damarına basılırsa ve çok da güzel bir kız değilmiş gibi tanıtılıyor bize. Zamanla onun değişimini okuyoruz romanda. Okula gidiyor, Fransızca öğreniyor; zor hava koşullarına, okulun kötü yemeklerine, hayata katlanıyor; gün geldiğinde bir mürebbiye oluyor - tıpkı Bronte kardeşler gibi - ve yeni bir yaşama başlıyor. Aşık oluyor, seviyor, kendini kontrol edebiliyor. Sanırım bu yanı benim en çok hoşuma giden yanı Jane’nin: ne kadar sevse de, ne kadar özlese de kendini dizginleyebiliyor, zamanını bekliyor. Sabırlı da. Bir insana zaman tanıyabiliyor, onlar hakkında fikir sahibi oluyor. Bu bilgiler bazen doğru bazen yanlış olsa da, onunla büyüdüğümü hissettim. Jane roman boyunca güçlü, bağımsız bir kadın olacağının sinyallerini bolca veriyor: kuş, kafes örneği / Edward’a denk hatta ondan üstün olduğunu söylemesi vs. Roman ayrıca gotik elementler de
1000k
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,1bin okunma
Bir Şeftali Bin Şeftali - İnceleme
Puan vermedi·64 syf.··
2026 7. kitabı
Bir Şeftali Bin Şeftali'yi sanırım ilkokuldayken okumuştum ama aklımda hiçbir şey kalmamıştı hikaye hakkında. Kütüphanede kitap seçerken bir tane de çocuk kitabı alayım diye niyetlendim, resimlendirilmesi de öyle hoştu ki bunu seçtim bugün ben de. Biraz yazarından bahsedelim küçük şeftali ağacının hikayesinden önce. Samed Behrengi Azerbaycanlı bir öğretmenmiş. Nedense ben onun ömrünün uzun olduğunu, şimdi bile yaşadığını düşünüyordum. 18 yaşında Tebriz'de öğretmenliğe başlamış ama aynı zamanda okumaya devam etmiş. Farsça dilinde ilk kez bir öykü yazmış, daha sonra çeviriler ve hikayeler ortaya koymuş. Ders vermeye devam ederken bir yandan da baskı yönetimini eleştirdiği yapıtlar da ortaya koyuyormuş. 29 yaşında şüpheli bir şekilde Aras Nehri'nde boğulup hayatını kaybettiği söylense de insanlar suikaste uğradığını düşünüyor. Bana da böyle geliyor. Pek çok eseri bulunsa da bizde en popülerleri Küçük Kara Balık ve Bir Şeftali Bin Şeftali. Hikaye ağanın başında olduğu, kıraç topraklarını da köylülere sattığı bir köyde başlıyor. Tek bağ ve düzlük ağanın toprağında bulunuyor. O bağda da iki şeftali ağacı: biri büyük, biri küçük. Büyüğe de küçüğe de ağanın bahçıvanı bakıyor, büyüğü aşılı ve bu aşı ta yurt dışından getirilmiş. Her hasat bir sürü güzel şeftali yetiştiriyor büyük ağaç. Küçüğüne ise bahçıvan ne yapsa ne etse bir türlü ürün alamıyor. Onu korkutmaya, kesmeye kalkıyor; ama ağaçta tık yok. İşte o sırada küçük ağaç sesini çıkarıyor, hikayesini onun ağzından dinliyoruz. Öyle tatlı anlatıyor ki sululuğunu, al yanaklar gibi kızardığını, güneşi, annesini, onu yetiştiren Sahip Ali ve Polat'ı... Hemencecik bitti hikaye. Sesli okudum anneme de. O da çok sevdi. Şimdi işte hikaye aklımda, silinmez artık. Mutlaka okuyun, yetişkin olsak da bence ara sıra hepimizin çocuk
1000k
Bir Şeftali Bin ŞeftaliSamed Behrengi · Nar Çocuk Yayınları · 201610,4bin okunma
Puan vermedi·294 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2025 14:21
Kitabı okumaya başlamadan önce "kısa tarihi" başlığını gördüğümde bu kitabın beni hakkında okuduğum Köy Enstitüleri kitaplarından daha fazla besleyeceğini pek düşünmüyordum. Bu yanılgımı paylaşmak isterim. "Kısa tarih" dese de aslında bize Köy Enstitüleri'nin kuruluşundan önceki eğitim politikalarını, Millet Mektepleri'ni, Halkevleri'ni, Köy Enstitüleri öncesinde deneme olarak kurulmuş Eğitmen Kursları'nı, maarif bakanlarını ve onların anılarını anlatıyor. Daha önceden Saffet Arıkan, Mustafa Necati, Reşit Galip gibi bakanları pek tanımadığımdan Köy Enstitüleri'nin öncesini pek bilmiyordum. Bize çok bölük pörçük öğretildi bazı şeyler. Dört Tuğla hikayesi de kitabın içinde. İsmail Hakkı Tonguç'un eğitimi için uğraşı, mektuplaşma stili, resim-iş öğretmenliği dönemleri, daha sonrasında İlköğretim Genel Müdürü olması ve Anadolu'yu geze geze köy enstitülerinin yapılacağı yerleri kimi zaman arkadaşlarıyla kimi zaman yalnız tayin etmesini anlatıyor ayrıca. Tonguç'un bu gezintilerinin daha ayrıntılı halini oğlu Engin Tonguç'un yazdığı Umut Yolu kitabında bulabilirsiniz. Tonguç'tan sonra da Hasan Ali Yücel'e geçiş yapılıyor, eğitimi, başından geçenler, Köy Enstitüleri Yasa tasarısını meclisten geçirmeye çalışırken yaşadığı zorluklar ve her bir eleştiriye dönük verdiği cevaplar bulunuyordu. Enstitülerdeki eğitimler sırasında daha sonra yazar, entelektüel olan Talip Apaydın gibi kişilerin Çifteler'de müdürleri Rauf İnan'ın yaptığı konuşma, İnönü'nün köy enstitülerine olan ziyaretlerini de okuyoruz sayfa sayfa. Her bir köy enstitüsünde temelde "iş içinde, işle eğitim" sloganı işlese de aslında bulunan bölgeye, iklime ve ekonomik koşullara uygun teknik işler yapıldığını görüyoruz. Karadeniz'de, Beşikdüzü Köy Enstitüsü'nde balıkçılık, balık ağı onarma dersleri varken İzmir
1000k
Anılar ve Tanıklıklarla Köy Enstitülerinin Kısa TarihiAtilla Küçükkayıkçı · 1984 Yayınevi · 20203 okunma