ebru

ebru
@sweetnothing
Close your eyes, wade into the quiet of the stream.
10/10
·1016 syf.··
2026 3. kitabı
Fantastik okurken uzun zamandır içimde küçük bir mesafe vardı. “Mantık arıyorsam neden fantastik okuyorum ki?” diye düşünürdüm. Çoğu zaman büyü sistemleri rastlantısal, olay örgüsü ise tamamen yazarın keyfine bağlı ilerliyormuş gibi gelirdi. Sonra Brandon Sanderson’la tanıştım. Bana fantastik edebiyatın aslında ne kadar disiplinli, tutarlı ve akılcı olabileceğini gösterdi. Bu kitapta hiçbir güç “çünkü öyle” diye var olmuyor. Büyü sistemi kurallı, gelişim basamaklı ve karakterlerin psikolojik dönüşümüyle paralel ilerliyor. Olaylar sürprizli ama asla temelsiz değil. Ama asıl etkileyici olan şey evrenin büyüklüğü değil, bu büyüklüğün kontrol altında tutulabilmesi. Fırtınalar, savaşlar… Hepsi karakterlerin kaderini gerçekten şekillendiriyor. Ve karakterler… Özellikle iç çatışmalarıyla. Bu kitapta güç kazanmak demek yalnızca daha güçlü olmak değil; korkularınla, travmanla, inançlarınla yüzleşmek demek. Karakter gelişimi bu kadar somut ve katmanlı yazılmış bir seri uzun zamandır okumamıştım. Belki de hiç okumadım. Henüz serinin ikinci kitabındayım ama şimdiden şunu söyleyebilirim: Bu yalnızca iyi bir fantastik seri değil, iyi bir roman serisi. Tür sınırlarının ötesinde güçlü. Eğer epik fanteziye mesafeliyseniz ya da “fantastik ama mantıklı olsun” diyorsanız, Brandon Sanderson'a şans verebilirsiniz. Kitapla ilgili değiştirmek isteyeceğim tek nokta ise ara bölüm kısımları olurdu. Ana hikâyenin akışına tamamen kapılmışken bir anda bambaşka bir ülkeye, farklı bir kültüre ve henüz bağ kurmadığım bir karakterin bakış açısına geçmek zaman zaman ritmi benim için sekteye uğrattı. Özellikle ilk yarıda, yeni bir coğrafyayı ve kültürü zihnimde oturtmaya çalışırken asıl hikayeden duygusal olarak koptuğumu birkaç kez fark ettim. Yazarın burada uzun vadeli bir plan kurduğu çok belli;
Parlayan SözlerBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 2016473 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·60 syf.··
2026 1. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 06:47
Çok içten yazılmış bir deneme. Her satırda kendimi buldum. Kitap bir arayış, sorgulama ve umut. Hayatın, alfabetik sırayla özeti gibi. Dil bakımındanda çok akıcı yazılmış. Bir oturuşta okunacak bir kitap. Ama etkisi günlerce sürecek.
Kelimelerin İzinde YolculukMelisa Kozlu · Dijital Yayın · 202610 okunma
8/10
·528 syf.··
2025 15. kitabı
Kitabın birinci kısmı işkence gibiydi. O kadar bilinmeyen terim kullanılmıştı ki okurken ter döktüm resmen. Bunlar hepimizin bildiği terimler olduğu varsayılsa bile bu şekilde yazılmaması gerektiğini düşünüyorum. En kötüsüde evrene özgü terimlerin telaffuzları garip kelimeler olması... Neyden bahsettiğini anlamak zaten zorken bir de garip telaffuzlarının olması akılda kalıcılığı güçleştiriyor. Neyseki ikinci kısımda düzeliyor. Daha okunaklı daha akıcı ilerliyor. Yazarın hikaye kurgusunu, karakterleri yansıtma şeklini sevdim. Ne çok derin ne çok yüzeysel. Tam bir film izliyormuşum gibi hissettirdi. Konu da heyecanlıydı ve heyecanlı bir yerde bitti. Umarım ikincisi daha iyi bir giriş yapar.
Kargalar MeclisiLeigh Bardugo · Novella Dinamik Yayınları · 20164,563 okunma
10/10
·127 syf.··
2025 13. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2025 23:56
Bir hocam şöyle sormuştu: "Kadınlar mı daha duygusal erkekler mi?" Konu yerine göre tartışılır ve anlam bakımından incelenmesi gerekir ama çoğunluk olarak sınıftakiler 'kadınlar' diye cevap vermişti. Hocamda şöyle devam etti: "Erkekler daha duygusaldır. Baksanıza ne kadar çok erkek şair var, aşk şiirleri yazan. Kaç tane kadın şair tanıyorsunuz? Birkaç tane ama Shakespeare'den tut Nazım Hikmet'e kadar hep erkekler aşk şiirleri yazmış..." Bunun haklı bir yarış olmadığını düşünmüştüm. Aklıma bir kadına ne kadar imkan verildi şiir yazması için sorusu gelmişti. Buna zamanı olmuş muydu? Ailesi veya eşi izin verir miydi? Peki kaç tane şair vardı, erkek ismiyle eser yayınlayan? Bilim, sanat...her alan için geçerli bu durum. En iyileri olmak için o yarışa eşit şartlarda başlamak gerekmez mi diye düşünüyorum. (Günümüzde daha eşit şartlar olduğunu düşünüldüğünde, aşk üzerine ne kadar kadın yazar, şair, şarkı yazarı olduğunu görebiliyoruz zaten.) Gerçekten erkekler kadınlardan daha duygusal olabilir. Ama ölçüt bu olamaz. Bir Profesör olmasına rağmen bu gerçeği düşünememişti muhtemelen. Amacı yermek falan değildi. Hatta espri niyetiyle erkeklerin (aşk konusunda) ne kadar savunmasız olduğunu gösterme niyetindeydi. Ama bunun nedenini düşünmüş olmasını beklerdim tabii. Hâlâ bazen bu konu aklıma geliyor. Ara sıra keşke cevap verseydim diyorum. Ama zaten yıllar yıllar önce Virginia Woolf güzel bir örnekle cevap vermiş. Keşke okusaymış. Alıntıladığım uzun paragraf bu konuyu ele alıyor. (Herhalde hayatımda yaptığım en uzun alıntı oldu.) ALINTI: "Kadınların Elizabeth döneminde neden şiir yazmadıklarını soruyorum ancak nasıl bir eğitim aldıklarını bilemiyorum; yazı yazmak öğretiliyor muydu onlara; kendilerine ait bir oturma odaları var mıydı; yirmi bir yaşına gelmeden kaç kadın
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,1bin okunma
10/10
·112 syf.··
2025 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2025 10:10
Beni bu kadar etkileyeceğini düşünmemiştim. Öncelikle yazarın okuduğum ilk kitabı olduğunu belirteyim. Yazarın hikaye anlatıcılığına hayran kaldım kitap boyunca. Çok basit bir hikayeyi öyle güzel kaleme almış ki her sayfasında gerilimi hissediyorsunuz. Hikayenin başından aslında sonucu biliyor olsanız da o yola girerken büyük bir gizemin peşinden koşuyor gibi hissediyorsunuz. Sonunda da zaten olduğunu ve olacağını her sayfasında anlatıldığı olayın yaşanması sonunda o olayın betimlendiği sahnelerin etkisini azaltmadı. Aksine öyle kötü hissettim ki... Son sözleri bir hayli acıklıydı. Bir anda o huzursuzluk üstüme çullandı sanki. O çaresizliği çok net hissettim.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma