Şeyda Yazıcı

Şeyda Yazıcı
Psikolog/Genetikçi
Üniversite
İstanbul/Sakarya
14 Temmuz
10 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
9/10
·207 syf.··
2020 2. kitabı
Mektup türü, tamamiyle kusursuz ortaya konan olay örgülerinin eşlik ettiği romanların yanında, öyle boşluklar içerir ki kurguda. Yıllar sonra karşılaştığın eski bir tanıdığın nasıl olduğunu öğrenmek ister gibisindir her yeni sayfada. Ki değil midir zaten yaşadığımız yaşamlar da hep kurgusu eksik? Değil midir bir insanı tanımak hep yarım yampalak. Salt sevgi nedir? Ne değildir? Her birey gibi sevme-sevilme ihtiyacı güden bir psikolog adayı iken, ne kadar inanabilirdik evlenmiş bir kadına hissedilen duyguların aynı tutku ile devam edebilitesine? Ama inandık. tüm “etik dışı” iletişimleri aşırı ayıplayıcı iken, böyle bir konumdaki adamın sevgisinden etkilendik ki değil ya suç sevmek, imkansıza meyletmek. samimiyetine inandığımız duyguları hep sevdik. Ahmet Arif’ten Leyla Erbil’e. Dünyanın güzelliğine ona olan sevgisiyle ikna olduğu Leyla’sına mektupları. İçtendi.
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,6bin okunma
Reklam
8/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2019 14. kitabı
Benzer durumları yaşayan insanlar, neden birbirlerinden farklı tepkiler verir? Neden yaşadığımız benzer hadiselerde farklı tepkiler veririz? Çünkü duygularımız; neler yaşadığımızla ilgili değil, onları nasıl karşıladığımızla ilgilidir! Bilişsel davranışçı terapinin temelinde yatan inanış budur; duygu ve davranışlarımız olayın kendisi ile ilgili değil; olayı nasıl yorumladığımızla ilgili! İyi hissetmenin temelinde yatan biyolojik faktörleri reddetmemekle birlikte; düşünce sistemimizin davranış ve duygularımız üzerindeki etkileriyle ilgilidir bu yaklaşım. Yaşantı birikimlerimiz sonucu “otomatik düşünceler” elde ederiz. Yeni deneyimlediğimiz yaşantışlarımızda hızlıca belirir bu “otomatik düşünceler” ve olayları bu eksende yorumlarız. Bu durum “bilişsel çarpıtmalara” sebep olur. Örneğin; harika arkadaşlıklarınız vardır ve çok iyi bir dostsunuzdur. Günün birinde bir arkadaşınızla yaşadığınız problem sonrasında kendinize şunları söylediniz: “ ben dünyanın en kötü arkadaşıyım. sevilmeyi haketmiyorum!” (Aşırı genelleme ve zihinsel filtre.) Bu düşünceler sonrası kendinizi kötü hissetmeye başladınız. Ancak gerçek böyle değildi. Her zaman herkesle uzlaşı içinde olmak gibi bir zorunluluğumuz yok. Gerçekte hala size değer veren dostlarınız ve harika arkadaşlıklarınız vardır. Diğer dostluklarınızı zihinsel filtre yaptığınız ve bozuk olan aranızı genellediğiniz için kendinizle ilgili böyle düşündünüz! Olan biteni; “çarpıttınız!” Kitap; yaptığımız bu bilişsel çarpıtmalar sonucunda depresyonda hissettiğimiz duyguları ve durumları(suçluluk hissi, yetersizlik düşüncesi, öfke, intihar düşüncesi, mükemeliyetçilik vb) tek tek ele alıp bunların altında yatan temel bilişsel çarpıtmaları açıklamaya, üstesinden gelmek için kolay ve pratik uygulamaları anlatmaya çalışmış. Bilişsel davranışçı
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 201815,4bin okunma
9/10
·164 syf.··
2019 12. kitabı
1774 yılında Alman yazar Goethe’nin kendi yaşamı ve içsel dünyasından esinlenerek 3 ay gibi kısa bir sürede kaleme aldığı mektup/roman türündeki eseri yayımlanmasından sonra büyük bir yankı uyandırmış, Alman edebiyatının ilk büyük eseri olmasının yanı sıra ülkede intihar oranının arttırmasıyla da toplumsal bir furyaya sebep olmuştur. Ah Werther, daha Lotte ile ilk tanışmanızda uyarılmıştınız Dikkat edin aşık olmayınız diye. Bile bile ladesti sevdan! Peki ya asıl soru; mümkünlerin kıyısında bir aşk olsaydı yine böyle dayanılmaz olacak mıydı hisleriniz? yoksa bu denli buhranlı ve tutkulu sevginizin sebebi imkansızlık mıydı?
Genç Werther’in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Can Yayınları · 2020149,9bin okunma