Bu tür bir sevginin insanı nasıl yücelteceğini ve hangi noktaya kadar alıp götüreceğini bilmemiz için, Buhari'de yer alan şu kudsi hadsiteki müjdeyi hatırlamalıyız:
''Allah Teala şöyle ferman buyurdu:
Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse, ben de ona harp ilan ederim.
Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım şeyleri yerine getirmesidir.
Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer.
Omu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı olurum.
Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum.
Ben yapacağım bir şeyde, mümin kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüde düşmem: O ölümü sevmez, ben de onu sevmediği şeyi sevmem.''
''Şirk (Allah'a ortak koşmak), kapkaranlık bir gecede kara taş üzerinde karıncanın yürümesinden daha gizlidir.
Bu şirkin en basiti, yapılan bir haksızlığı sevmen ve gerçekleştirilen bir adaleti de beğenmemendir.
Din, Allah adına sevmek ve Allah adına nefret etmekten başka nedir ki?''
Zaten Allah Teala da şöyle buyurur:
''De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.''
Âl-i İmran, 3/31