Asılacak Kadın…Bu roman, yalnızca bir cinayet hikâyesi değil…Gerçek olaylardan esinlenmiş olması bence onu daha da sarsıcı kılıyor.
Yayımlandığı dönemde “müstehcenlik” gerekçesiyle yasaklanan eser, aslında bu etiketin çok ötesinde kalmış. Çünkü romandaki asıl rahatsız edici unsur; açık sahnelerden ziyade, kadının nasıl aşağılandığı, susturulduğu ve bir “nesne”ye indirgenişidir.
Pınar Kür, erkek egemen bakışın adalet, ahlak ve vicdan kavramlarını nasıl şekillendirdiğini; bir kadının suçlu ilan ediliş sürecini çarpıcı bir dille gözler önüne seriyor eserinde. Okur, hâkimin, sanığın ve tanıkların iç dünyasında dolaşırken tek bir soruyla baş başa kalır:
Gerçekten kim suçlu?
Romanın dili gerçekten alışılmışın dışında; sert, cesur ve rahatsız edici.Ama zaten yazarında belirttiği gibi bu dili ve kitabı ortaya koymak yıllar almış…
Tam da bu yüzden etkileyici ve unutulmaz olduğunu düşünüyorum.Canım Melek keşke kaderin de adın gibi temiz ve saf olabilseymiş…
Asılacak Kadın, bir kadının değil;
onu yargılayan zihniyetin asıldığı bir romandır.